Zaman: Her şeyin ilacı mı?

Hayatın en korkunç yanını geçenlerde keşfettim:
İnsanın asla alışamam dediği ne varsa alışması. Unutamam dediği ne varsa unutması. Bu listenin sonu gelmez. Asıl ürkütücü olan zamanın her şeyi silip götürmesi… İçimizde geçmişe dair hafif bir sızı dışında hatırlanacak hiçbir şey bırakmaması. Buna sevinmeli midir insan? Yoksa bundan ürkmeli mi? Boşuna ‘ asla, asla demeyin’ denmemiş. İnsan asla diye başladığı her cümleyi bizzat yaşayarak tatbik ediyor. Asla unutamam dediğim şeyleri bile ardımda bıraktım. Asla yapmam dediğim şeyleri bunu söyledikten bir müddet sonra yaptığımı gördüm. Hayat bizle öyle kurnazca oynar ki asla dediğimiz o her ne ise bize bile isteye ve dahi seve seve yaptırır da kendimize dönüp hayret ederiz.

O yüzden korkmayın. Hiçbir acı baki değil. Hiçbir yara kapanmayacak değil. Zaman onlara nasıl tesir ediyor bilmem ama hepsi hatırlamakta zorlandığımız bir detay halini alıyor. Eskiden yaşadığım hadiselere dönüp bakıyorum da yaşarken çok ağır gelirdi de kaldıramayacak gibi olurdum. Bir de şimdiki halime dönüp bakıyorum; pek ala kaldırmışım. O zamanlar bana halterlerin tuttuğu demir çubuk kadar ağır gelip belimi büken her şeyin şimdi kuş tüyü kadar hafif olduğunu ve hayatımın o yıllarını beyhude hezeyanlar uğruna heba ettiğimi görüyorum. Hiçbir şeye haddinden fazla kıymet vermemek gerek.

Anne- babalar evlatlarını, karı kocayı, çocuk anneyi, sevgili sevgilisini, dost arkadaşını kaybediyor. Kaybediyor da acımasız zaman ona bile alıştırıyor. Birinin varlığına alıştığın gibi yokluğuna alışmayı da acı acı öğreniyorsun. Bunu hep şuna benzetirim:
Bir ilaç içip de onu yutamayıp dilinde kalınca yavaş yavaş erir de, o zehir zemberek tadı tüm ağzına usulca yayılır. Ya yutman gerekir, ya çıkarman. Ama ilaç ağızda durdukça o berbat tadı salmaya devam edecektir. İnatla onu saklamanın ne alemi var.
Neyse ki zaman her bir şeyi siliyor da bizim yapmamız gereken pek bir şey kalmıyor. Fakat bunun menfi yanı, zamanın iyi- kötü ayrımı yapmadan birçok şeyi silip süpürmesi. Ben unutmak istediğim tüm anıların yanı sıra beni mutlu etmiş olanları da unutmuşum. Birisi bir gün şu olmuştu diyor hatırlamıyorum. Sanki hiç yaşanmamışçasına tamamen yok olmuş. Oysa onları değil yüreğimi yakanları silmek için uğraşmıştım da netice itibariyle yekten hepsi ortadan kaldırılmış.

Konuyu çok dağıttım, derhal toparlıyorum. Ne demiştim, zamanla her şeye alışıyor olmamız. Alışamam sandığım durumları kanıksayıp, geçmez sandığım yaralarım zamanın kah merhametli kah müsebbipleri gibi acımasızca dokunuşları eşliğinde savınca hiçbir şeyin ebedi olamayacağını fark ettim. Oysa ilk ortaya çıktıklarında katlanılmaz bulmuştum hepsini. Hiç geçmeyecek, aynı sızıyla yüreğimi dağlayacak sanmıştım. Meğer bunlar gereksiz birer vehimmiş. Zaman her şeyin ilacı dediklerinde bunun manasını tam olarak kavrayamazdım. Esasında onun her şeyin ilacı dedikleri bir şifacı mı, yoksa zihnimizi işgal eden çöpleri süpüren bir çöpçü mü olduğunu halen tam olarak bilmiyorum. Fakat adına her ne dersek diyelim üzerimizde ciddi bir nüfuzu olduğu ve yaptığı her ne ise sahiden tesirinin göz ardı edilemeyecek hiddette büyük olduğu muhakkak. İyi ki zaman mefhumu var da hiçbir keder, üzüntü veya yanılgı onun karşısında dimdik kalamayarak eriyip gidiyor. Tıpkı güneşin yakıcı sıcaklığı altında direnemeyip eriyen bir kardan adam gibi.

Şimdilerde çok kanayan ve sizi uyutmayan bir yaranız var ise bana kulak verin. Hiç geçmeyecek sandığım kaç elemin gölgesinden çekilip alındım, sırtımı yere getiren kaç imtihanın altından kalktım bilinmez. Nasıl ki vücudumuzda bir yanık veya kesik olduğunda ilk günler dermanı yoktur sanırız öyle sızlar. Kalpteki yaralar da zamanın hünerli elleriyle kabuk bağlamaya namzettir*. Tam olarak idrak edemediğim bunu yaparken müşfik dokunuşlarla mı, yoksa acımasızca mı olduğudur. Hani yaraya tuz basmak tabirimiz vardır bizim. Yaraları savdırmak için biraz da tuz basmak belki de bazen gereklidir. O yüzden zamandan her daim bize karşı merhametli olmasını bekleyemeyiz. Her neyse işi ehline bırakalım. Bırakın zaman, zihninizden geçmişi süpürüp döksün. Müsaade edin. Bakın göreceksiniz. Hafifleyeceksiniz. İşe ilkin ‘asla’ demeyerek başlamak lazım.

Şimdi başlıktaki soruya beraber cevap arayalım. Zaman, her şeyin ilacı MI?

* Namzet: Aday