Yüreği Gri Ve Karanlık İnsanlar

0
507

                              Yüreği-gri-ve-karanlık-insanlar-300x300

 

Bir şehirde ilk tanıştığın kişinin, o şehirden ayrıldığında seni ilk onun sileceğini nerden bilebilir ki insan… Bir zamanlar yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen; kendi başına ya da başkasıyla değil de onunla anı paylaşarak yiyebilmeyi tercih ettiğiniz, dostum dediğiniz insanların, sizden ayrı da yiyebileceğini nerden bilebiliriz. Bunlar uzun süreli örnekler peki ya anın akışına göre değişen insanlar, insanlar mı? Adamlık, dostluk, kardeşlik… Bunları kenara bırak insanlar mı?

Sırtımızdaki bıçaklar da cabası.

Peki ya bu yaralar neyin çabası?

Neyin öfkesi,

Neyin acısı.

Kendisine karşılıksız sevgi vermeniz mi, başka bir şey mi anlayamazsınız. Anlayamayız. Anlaşılmazlar.

Lüzum var mı düşman olmaya,

Barış varken savaşmaya,

O şefkatli yüreğimiz var ya;

İşte onun yoksunluğunun ispatıdır bu yara.

Anlamaya çalışmayın, anlamalarını istedikleri kadarını anlarsınız. Herkes de öyle değil mi aslında; noksanlıklarını tamamlamaz mı dışarıda… Gündüzleri gülerek dolaşıp, ağlamaz mı gece yarılarında? Kendimi yazayım birkaç cümle. Olur ya bir an dahi olsa yalnız olmadığınızı hissettiririm bazınıza… Donup kalırım aniden ve o anda daldığım duvarda izlerim kendimi; çıkıp giderim buralardan şehir dışı, yurt dışı, neresi olur bilmem. Önce yemyeşil sıra sıra ağaçlar dizilmiş bir yolda yürüyüp ısıtırım yüreğimi, sonra bir bakarım ki, sonbaharla iç içeyim… Sararmış yapraklardan tepecikler oluşmuş her yerde. Olduğum yere oturur kapatırım gözlerimi ve işte o an… Rüzgârın sıcak ve soğuk arasında kararsız kaldığı hafif bir rüzgârın, yüzümü okşarcasına geçişleri, burnuma o sararmış yaprakların kokusunu da hediye edercesine getiriyorken, kokunun gerçekliğinden tereddüt ederek açılan gözlerimle, dalıp gittiğim duvarı fark ediyorum… Bu bir anlık mutluluğun ömrüm boyunca devam etmesini istiyorum ama nafile. Hep dalıp gitmek istiyor artık gözlerim, onca güzelliğin tadını aldılar bir kere. Başkalarının canımı acıtmasını istemediğimden uzaklaşıyorum insanlardan.

O insanlar ki onların kinlerinin zehri yayılır bütün vücutlarına, damarlarına nefret pompalamaktan grileşen kalpleri, artık onları kapkaranlık insanlara çevirir. Sevgiyi unuturlar kullanmadıkça. Körelir ucu yüreğinin. Bu yüzden yaşadığı her duyguyu karartır içinde. Kurur gider sevginin o parlak rengi ve zamanla kendi karanlıkları kendilerine yetemez olur. Etrafını zifiri karanlığa çevirir, bir süre sonra bu da yetmez tabi.

Hep daha fazla karanlık için koşarken, galiben umursamazdırlar.

Velhasıl, güle koşarken ezdikleri kır çiçeklerini fark etmezken, sizi fark etmelerini beklemeyin. Onların karanlıklarında boğulur gidersiniz. Bunu beklemek ancak beyhude kürek çekmektir.

Dolayısıyla uzak durun yüreği gri ve karanlık insanlardan. Çünkü onlar karanlık ve kasvetin ta kendileridir…

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.