yolların çocukları

0
243

Nehirler akardı önce yalnızca ayağımızın altıdaki toprağı, topraktan çatlamış avuçlarımızı kararmış parmak uçlarımızı akça pakça alınlarımızı değil kararmış yürekleri de ferahlatır tertemiz ederdik. O gün öyle bir geldi ki çuvallarımıza koyduğumuz bir parça eşya dağ oldu içimizde taşıyamayacağımıza kanaat ettik bu yükü. Nereye gideceğimizi bilmediğimizden değil ait olduğumuz yeri unutacağımızdan korkuyorduk. İki üç kurt kuş dedikleri sürülerimiz dayanamazdı bu kurak yolculuğa. Mataralarımızın dibini ne kadara geç görürsek o kadar yaşayacaktık burada. Kupkuru dudaklarımız mataramızın ağzına değmeden acımasız bir tekme ile boca ettiler yere.

Önce Ali’nin esir alınması bin parçaya bölmüştü bizi sonra bu yolculuk… Zoraki itiş kakış… Evlatlarımdı onlar benim bir rahime sığdıramadım onları belki ama bir yüreğe koydum elli atmış tane yavrumu. Daha dün ufak tefek koştururlardı burada fakat buraya da ait değillerdi. Onlar yolların çocuklarıydı.

Üç aydan fazla barındırmazlardı bizi hiçbir yerde. Kadınlarımızın hiçbiri çıt kırıldım değildi, tuttuğunu koparan koparamayanın yüzüne vurmayıp yardım edenlerdendi. Oğullarımız ne ar ne namus bunca zaman tek bir leke sürdürmediler.

Kulak bunları duymuyor neyleyelim? Bir sapkınlık mı var yüreğimden bir parçayı esir alırlar. Köylü hayır demez mi diyemez mi bilmem ama kızarım, kinlenmem. Burada gözyaşı dökmek güç toplamak bizim için. Kimse elini diğerinin omzundan çekmez. Kulak bunları duymuyor neyleyelim?

Bir ağaç bulmak için patikadan saatlerde yürürdük mesireliğe. Tek bir cılız ot bitmezken burada biz yeşerttik sağımızı solumuzu üstümüzü başımızı. Bürüdük büründük ancak daha üçüncü ayın ilk saatini göremeden ele verdi bizi. İsyan ettim bu kez nicedir doldum da diyemedim bir şey. ‘Buraların insanı gibi yeşili de nankör.’

Öyle hasretim ki ‘toprağıma’ avucumun içine alıp sıksam, sıksam hasretimden şekil bulup başımı okşayacak sanki. Medet ummam kimseden, bu yaşımda tek ricada bulunmam gene de ama biz bu kadar değiliz. Yolların çocukları, efendileri bu kadar değil.

Gün gelecek yollarına hapis kalışımız sona erecek işte tam o gün ben her şeyi o gün anlatacağım.

yolların çocukları


Önceki İçerikDüşünce Balonları
Sonraki İçerikAnalog Serüvenim
Yalnızlığı iki satır arasına saklayıp yanına yanaşamayan bir kız, Dinozorlar tavuk mu oldu sorusunun cevabını arayan bir Moleküler Biyoloji ve Genetik öğrencisi, Yağmur adını taşımayı sevdiği kadar altında yürümekten haz etmeyen bir çelişki, aşk benim bahçemde yeşermez sanıp dünyanın en ela gözlerine aşık olan bir kalp… Ben yanınızda oturan arkadaşınız, azarını taze yediğiniz anneniz, başınızı sıvazlayan babanız, sokakta omuz atıp aldırmadan gittiğiniz kişi, ben iç sesiniz. Ben yalnızca Yağmur’um. MERHABA!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.