Yolcu

0
281

Sıkışmışlığa sıkışmış vaziyette, bir elinde ferman, bekliyor. Bir çizgi kadar yakın, bir kol mesafesi uzak sonsuzluğa.
Kimse mi sormadı hâl hatır, hepten müşkül mü, asla. Yalnız değil, maddîyata dair her kavrama tok. Olmayınca olmuyor mu demeli, olunca mı olmuyor. Zihin bulanık, bilinç açık, açıldıkça bulanır.
Bulut krallığının helefi idi, bir rüzgârla telef oldu, parçalandı her yan’a paramparça, cayır cayır, yana yana. Olmayacak duaya amin demez, bilir bulamaz yolunu kolayca, birleşemez, tam olamayacak artık. Lakin pes de edilmez, edemez, vazgeçemez. Dosttu, yoldaştı insanların nazarında, yakışmazdı bu çılgın ruha kaçıp gitmek.
Yollara düşer, heybesine doldurur her bir kırıntıyı, O’na dair ne varsa toplamak hevesinde, büyük bir arayışta, aramaktan başka fayda görmez bu hayattan. Her yol, yeni bir acı. Acı çekmeyen yaşamazdı. Edebiyattan geçer ebedi hayat. Divan’da aşkın da can yakanı makbul imiş. Ne kadar kanıyorsan o kadar yücesin.
Damarlarında duygu çağlayan can, insan. “Ne kadar kanıyorsan o kadar yücesin.” Hissettikçe insansın, hissedemediğin kadar yüce. Ve sevgi, sevmek: sevilmediğin, bazen de sevmeye kıyamadığın kadar. Her tebessüm, hüznünden bir parça ve soluklanmak için duraksar; yaşadığını hisseder, ölüme koşarsın bir yandan.
Nitekim mevzunun şifresini çözer, rahatlar yolcu, sıyrılır zamandan. Hayat yaşayamadığın kadar güzel.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.