Yeni Yıl ve Eskimeyen Acılar

0
181

“Yeni yılda sağlık, mutluluk, huzur diliyorum.” Televizyonda bir haber muhabiri ya da tartışma programındaki herhangi bir kişinin ağzından her yılın sonunda aynı sözler çıkar. Geçtiğimiz yılın ne kadar zorlu ve acılı olduğu, gelecek yıl çok daha iyi olması için temenniler sıralanır.

“Ne var canım bunda, insanların iyi dileklerde bulunmasının ne zararı var?” diyebilirsiniz. Haklısınız da. Ama benim anlatmak istediğim insanların tüm bu dilekleri ve hayalleri dile getirirken kendilerini değiştirmekten, öz eleştiri yapmaktan uzak oluşları. Çoğu zaman hayatın bize ne kadar acımasız olduğunu, şanssızlıkların yakamızı bırakmadığını düşünürüz. Öz eleştiri yaptığımız anlarda bile bu şekilde davranmaya hayatın bizi ittiğini düşünüp kendimizi avuturuz.

KADINA ŞİDDET

Kadın cinayetlerini ele alalım. Son yıllarda oldukça sayısı artan bu üzücü olaylar toplum için kanıksanmış bir durum haline geldi. İstisnasız her gün eşi, eski eşi ya da eski sevgilisi tarafından öldürülen kadınların haberlerini izliyoruz. Hapse atılıp salıverilen, şartlı tahliye ile hayatına devam eden bu insanlar “sevdikleri” ya da bir zamanlar birlikte oldukları kadınları canice katlettiler. Bu haberleri gördüğümüzde birçoğumuzun tepkisi aynı olur. Cinayeti işleyene lanet yağdırır, devletin bu konuyla ilgili daha kapsamlı önlemler almasını söyleriz.

Sorun şu ki bu haberlere tepki gösteren insanların çoğu aynı zamanda kullandıkları dil, söylemleri ve hareketleri ile bu cinayetlere çanak tutmaktadır. Nasıl derseniz, günlük yaşamda birçok erkek şu ya da bu şekilde kadınlara şiddet uygulamakta, onları bastırmaya çalışıp kendilerini eksik hissetmelerine neden olmaktadırlar.

“Şiddet” dediğimizde ise bunun fiziksel şiddetle sınırlı olmadığını hatırlamamız gerekiyor. Ekonomik, psikolojik, cinsel şiddet gibi bir çok farklı şiddet türü toplum içinde cereyan etmektedir. Kurumsal bir şirkette, görece “modern” sayabileceğiniz insanlar dahi belki farkında olmadan bu şiddet türlerinden herhangi birini kadınlara uygulamaktadır.

Yeni Yıl ve Eskimeyen Acılar

yapı toplumda öyle bir kök salmış durumda ki şiddetin herhangi bir türüne maruz kalan kadınlar bu duruma ses çıkaramamaktadır. Bu insanların bilinçsiz ya da savunmasız olduğundan değil yetiştikleri aile ve çevrenin yapısı kadını bir şekilde bastırmaya, ikinci plana atmaya meyilli olduğundan maruz kaldıkları şeyin şiddet olduğu ayrımını bile varamamaktadır.

Uzun süre şiddete maruz kalan ünlü bir isim kendisiyle yapılan röportajda “Şiddet görüyordum ama sesimi çıkarmadım. Beni sevdiği, bana değer verdiği için bu davranışlarda bulunuyor sanıyordum.” gibi bir açıklama yapıyor. Bu da durumun ekonomik ya da sosyo-kültürel yapıdan çok daha öte ve derin bir problem olduğunu göz önüne seriyor.

Tüm dünya ve tabii ki bununla birlikte toplumumuz bir yaşıyor. Cinsiyet rollerinin ve normların sorgulandığı bu yüzyıl haliyle sancılı geçiyor. Otoritelerinin sorgulandığını hisseden, ellerindeki tek şey olan fiziksel gücün onlara istedikleri ayrıcalıkları vermediğini gören erkekler tepkilerini şiddete başvurarak gösteriyorlar.

Caydırıcı cezaların uzun vadede bir sonuç verip veremeyeceği dahi tartışılırken ülkemizde bu suçları işleyen kimi zaman cezasız kalabiliyor. Bu da benim aklıma otorite pozisyonunda bulunan insanların da aynı ataerkil yapıdan geldikleri, bu nedenle olaya geniş bir açıdan bakamadıkları ihtimalini getiriyor.

Tüm bunlara rağmen sosyal medyanın ve toplu iletişim araçlarının bir şekilde şiddete maruz kalan kadınların sesi olduğunu düşünüyorum. Yaşadıkları mutsuz hayatın “kader”leri olmadığının bilincine varan kadınlar her gün daha yüksek sesle bunu dile getirmektedir. Umarım kullandığımız dile, davranış ve düşüncelerimize tüm basma kalıp düşüncelerden arındırarak yön verdiğimiz bir yıl olur.

Prangalarımızdan kurtulmamız için önce bağlı olduğumuz zincirleri fark etmemiz gerekir. İyi seneler.

Yeni Yıl ve Eskimeyen Acılar


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.