Yaşamın Rotası

4
251

Aynı gökyüzünün altında açtık gözlerimizi ama aynı iklimler selamlamadı bizi. Bir yerde can çekişti toprak, yeni bir beden yeni kederlere ev sahipliği yaptı. Bir yere şenlik geldi. Acılar ve endişeler tek bir an da silindi. Farklı ruhlar bambaşka yerler de birbirinden zıt hayatların kollarında büyüdüler.

Bazıları azgın sularla boğuşur, denizleri her daim fırtınalıdır, sakin dalgalar vurmaz kıyılarına, limanlarına ise gemiler yanaşmaz. Huzur yalnızca hayal edilen bir kavram olarak yer eder düşlerde. Bazılarının ise sakin, dupduru suları olur. Hayatları sıcacık, güvenli limanlarda serpilip gelişir. Dalgası az olan denizde kürek çekmek kolaydır ama esas olan tayfunlara kucak açabilmektir.
Bir ömrü suçlamalar ve keşkelerin kucağında geçiriyoruz. Değiştiremeyeceğimiz her duygu, elde edemeyeceğimiz her sevgi için geçen günleri suçluyoruz. Yapılan hataların günahkarıdır zaman. İlerlemekte zorlandığımızda, elimizdeki ipi düşünmeden zamanın boynuna geçiririz. Kötü olan biz miyiz zamanın geçmesi mi bizi kötü yapan ? Hatalarımızla yaşıyoruz hayatta. Belki yalnız, belki düşünceli, belki düşüncesiz bir karanlığın içinde. Sanki zamanın boşluğu içerisinde tarifi tuhaf bir hissizlik hayatlarımız. Pusulamızı kaybediyoruz bazen, elimizde bir rota olmadan duvarların arasında ki boşluklarda bir hayat kurmaya çalışıyoruz. Kaybetmekten korktuğumuz için hiçbir şeye tam tutunmuyoruz, önümüze ne sunulursa sorgulamadan, neden biz diye düşünmeden kabul ediyoruz. Yaşadığımız koşulları değiştirmeyi hiç düşünmüyoruz. Bir kere dönsek yüzümü güneşe ilk başta yakar belki ama zamanla çözülür buzlarımız, geriye yüklerimizden kurtulmanın saadeti kalır. Ama korku bütün bu düşüncelerin önüne geçiyor bazen. Kaybetmemeyi öğrenmek için kaçırıyoruz her şeyi ve en sonunda korkunç derinlikteki sessizliğin ortasında yapayalnız kalıyoruz. Bu yüzden zaman geçtikçe en çok istediğimiz şey en büyük düşmanımıza dönüşüyor. Elde edemediğimiz her şey direncimizi biraz daha kırıyor. Biz inancımızı kaybederken bir yerlerde birileri biraz daha kanatıyor ellerini. Çabalayarak belki biraz da kirlenerek dünya da değiştiriyor düzenini. Fırtınalar kanatsa da, yakıp yıksa da etkisi altındakilere güneşi getirmez mi sonunda. İçimize çektiğimiz her nefes yeni bir direnç doldurur ciğerlerimize. Çünkü çıkan her fırtına yeni bir insan yaratacaktır bize .
Aynı havayı soluyup, farklı rüzgarları çekiyoruz içimize. Eşitlik, adalet şarkıları söylesek de her zaman öyle yaşamıyoruz. Doğduğumuz aile, içinde büyüdüğümüz ev, hayatımıza giren insanlar bilinçli ya da bilinçsiz geleceğimize yön veriyor. Büyüdükçe mücadele etmeyi bize verilenle yetinmememiz gerektiğini öğreniyoruz. Ama bu büyüme eylemi yalnızca zamanla gerçekleşmiyor. Bazı insanlar, huzurun kollarında doğan insanlar, hiçbir zaman tam anlamıyla büyümez. Bir yanları hep çocuk, hep umursamaz kalır. Farkında olmadan pek çok şeyin diline ve düşüncelerine verdikleri karantinanın içinde sessizliğe gömülürler. Bazıları ise mücadeleleriyle iz bırakır dünyada. Sesimiz kısılana kadar söylemeliyiz onlara MÜCADELENİZ ÇOK GÜZELDİ
Parmak izleri de her insanın da fırtınası da kendine özgüdür. Kimileri olduğu yere daha az mücadeleyle ulaşılır, kimileri ise her şeyini bu uğurda harcayarak. Kendimize inancımız ve hayata karşı direncimizi kaybetmediğimiz sürece iki türlü de ulaşırız sonuca. Uçurtmalar rüzgar sayesinde uçmazlar, rüzgara karşı durdukları için uçarlar. Ya da döndükleri anda hepimizi büyüleyen rüzgar gülleri rüzgara karşı direndikleri için bu kadar güzel görünürler bize.
Bu yüzden de iklimimiz sıcak soğuk demeden yaşamalıyız. Tıpkı bir şairin dediği gibi bütün işimiz gücümüz yaşamak olmalı. Fırtınalar çıksa da dünya kirlense de biz bu savaşta yerimizi almalıyız.

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.