Geçmişi unutabilmek mümkün mü bilmem ama geçmişle yaşanmayacağı kesin… Kendimle olan savaşlarımdan sürekli kaçtım ne zaman bir yol ayrımına ulaşsam daima düz olanı seçtim. Yıllar geçtikçe bu yaptığımın beni daha çok yorduğunu fark ettim. Verdiğim kararları sürekli sorguladım, kendime kızdım, benliğime savaş açtım maalesef bu savaşları kazanan olmadım hiçbir zaman. Bazen hiç var olmamayı diledim. Geriye baktığımda beni karamsarlığa sürükleyen birçok şeyin olduğunu gördüm. Mesela, yaptığım çoğu şey yolunda gitmedi, her şeyden çok çabuk sıkılmaya başladım, bazen tökezledim hatta düştüğüm yerden kalkamadığım oldu ama tüm bunların ötesinde kendime olan inancımı kaybetmiştim. Çıkmazda gibiydim beynimin içinde sürekli birileri beceriksizsin, korkaksın diye haykırıp durdu. Kendimden nefret etmeye başlamıştım. Bağırarak ‘DUR’ artık dedim benliğime dur ve nefes al.. Çünkü tüm bunlar olurken hiç durmadığımı fark ettim. Nefes alıp, arkamı dönseydim önümdeki engelleri değil arkamda bıraktığım engelleri görebilirdim belki de. Yapamadım, yapamıyorum dediğim çoğu şeyi aslında yaptığımı fark ettim. Yol ayrımlarında düz olan yollar, sandığım kadar düz değilmiş ya da ben onun için seçmemişim hedeflerim ve hayallerim o yolların sonundaymış. Sadece biraz durup kendime zaman ayırmalıymışım görebilmek için…

Aslında kendime olan inancımı yitirdiğim için olmuş tüm bunlar.. En sevdiklerim, çevremdekiler, dostlarım ve birçok kişinin bana inanması beni düştüğüm yerden kaldırmadı belki ama çözüm yolları aramama neden oldu. Çünkü düştüğüm yerden kendim kalktım bunu birileri bana inandığı için değil ben kendime inandığım için başardım. Şuan seçtiğim hayatın en başındayım ama artık korkmadan yürüyorum çünkü içimde yaşayan benliğimle dost olmayı öğrendim.
Bunu neden mi anlattım? Çünkü hepimiz hayatımızın belli noktalarında pes ederiz. Bu durumun yalnızca bizim başımıza geldiğine inandırırız kendimizi ama yalnız değiliz bizim gibi birileride var. Yani yalnız değilsin seni anlıyorum, seni anlıyoruz…