Yalan ve Kibir

0
96

Gözümün içine bakarak yalan söyleyen aptallar tanıdım. İnandığımı sandılar; bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım diyor çıkıp biri, ve ben ona sonuna kadar hak veriyorum. Yalan, ne kadar kolay söyleniyor değil mi? 5 harf 2 hece. Kolay çıkıyor ağızdan. Sonunu hiç düşünmeden, ne sonuçlar doğuracağını bilmeden. Herkes herkesi kandırıyor bu devirde, veya yalanlarla avutuyor. Kimi zaman kendini düştüğü acınası durumdan kurtarmak için, kimi zaman olmadığı biri gibi görünmek için, kimi zaman ise teselli amaçlı. İnsanları aptal yerine koyanlar neden mi en büyük cahiller gözüm de? Çünkü karşısındakinden çok kendini kandırır yalan söyleyen insan. Yalan söyleyen insan, en büyük ihaneti kendine eder aslında. Karşısında ki insanın duygularını, insanlığını, merhametini, iyi niyetini hiçe sayar çöpe atar adeta. Hümanist olmasam bile, zamanın bana öğrettiği bir şey varsa, insanlara yalan söylememem gerektiği. Çünkü ben saygı duyuyorum, çünkü ben her insanın insanlığına değer veriyorum. Yalan karşındakine atabileceğin en büyük kazıklardan birisidir. En basitinden onu aptal yerine koyarsın. Zekasını küçümser aşağılarsın. Empati yoksunudur böyle insanlar. Yalan söylerler ve yüzlerinde hoşnut bir gülümsemeyle oturabilirler. Böyle insanlar gördüm ve tanık oldum. Bu insanlar yüzünden, hayatta hiçkimseye güvenemeyeceğini anlıyorsun. Erkek arkadaşın, annen, baban, en yakın arkadaşın, hiç farketmez. Değer verdiğin birinden gördüğün, o acımasızca yalan gözlerini doldururken “babana bile güvenme bu devirde” lafının gerçekliğini anlıyorsun geç olsa da. Öyle bir devirde yaşıyoruz ki, parası olan,etiketi olan, markası olan, bir iki dandik sosyal medya takipçisi olan padişah. Ve herkesi aşağılama hakkına sahip. Öyle bir devir de yaşıyoruz ki, kendimiz olmak dışında herşey olmak istiyoruz. Şunun gibi olmak için veya bunun gibi görünebilmek için, bir ton yalanlar söylenir. Daha havalı olmak gibi çocukça bir düşünceyle, veya tamamen aptallıkla, ya da kişiliksizlikle. Hangisi olduğu kişiden kişiye değişebilir. Sonucunda ne mi oluyor? Ne başkası olabiliyor, ne kendisi. En acısı da, kendisinden gittikçe uzaklaşıyor. Ve bunun farkında bile değil. Dünyaya gelen her insanın temiz bir kalbi olduğuna inandım bugüne dek. Hangi bebeğin çirkin bir kalbi olabilir ki? Ama zaman, hayat, yaşam şartları, olaylar ve durumlar insanları yalana, dolandırıcılığa, suça, kibre sevk edebiliyor. Kibir…
Yalandan sonra en nefret ettiğim insan oğlu huyudur. Ben herşeyin en iyisini bilirim, ben hep bay/bayan doğruyum, siz benim karşımda kimsiniz ki?, ben en güzelim, evet ben en iyisiyim!
Tanıdık geliyor bu laflar değil mi? Veya hareketlerden çıkarılan bu anlamlar. Ego zararsız olduğu sürece güzeldir, insanın kendi değerinin farkında olması ise muhteşemdir. Fakat kibir çok farklı. Kibir hiçbir zaman yeryüzünde insanı yücelten bir şey olmamıştır. Aksine kibir insanları küçük duruma düşürür. Kocaman bir galaksi de mercimek tanesi kadar olan bir gezegende, o gezegenin kıtalarından, ülkelerinden, şehirlerinden, semtinden mahallesinden birisin sen. Kendini bu kadar büyütmek neden? Bazen çıkıp herkesin bazı insanlara diyesi geliyordur eminim “sen kimsin ki ya, ne zannediyorsun kendini” Gerçekten ben de bunu bazı insanlara söylemeyi çok istiyorum. Karşımda oturup kendini övüyor, ben sadece kahkaha atabiliyorum. Çünkü gerçekten acıyorum. Bu kadar ufak düşünebilmesine, dünyayı bu kadar dar bir çerçeveden görmesine, hayatı ben odaklı yaşamasına, dünyada yanlızca kendisi varmış gibi davranmasına çok acıyorum. Her yazı yazdığımda, içimi dökmenin yanı sıra, belki bir şeyler de değişebilir umudu barındırıyorum içim de ufak da olsa. Her kimseniz, bu kadar kendinizi küçültmemenizi temenni ederim. Umarım yazdığım yazılar, ufakta olsa kalbiniz de aklınızda bir yerlere dokunabilir. Ben hayatımın pusulasını buldum, sizlerin de bulması dileklerimle yazıma S.Shipman’in sözleriyle son vermek istiyorum; Kibir aptallığın en açık belirtisidir. Ne derler bilirsiniz, herkes kendi kalbinin ekmeğini yer…

Yalan ve Kibir


Önceki İçerikŞarkılar Seni Söyler
Sonraki İçerikYola Dair
İstanbul Medipol Üniversitesi Fizyoterapi bölümü öğrencisiyim. Yazmak benim hobim değil yaşam tarzım. Yazmayı ve okumayı öğrendiğimden beri en yakın arkadaşım kitaplar ve kalem kağıt oldu. Farklı düşünceler üretmeyi, ve bunları benim gibi düşünen, dünyaya benim gibi bakan insanlarla paylaşmayı seviyorum. Küçük samimi dünyama hoşgeldiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.