VIVRE SA VIE

0
46

Godard klasik bir anlatımla bile son derece vurucu bir biçimde konuyu önümüze sunar. 12 bölümden oluşur. Genç bir kadın sinema yıldızı olma hayaliyle başına gelenleri anlatır.

İki sevgilinin ayrılık sahnesi ile başlayan filmde kamera çiftin sırtını bizlere gösteriyor. Bir film neleri barındırırsa iyi olduğu anlamına gelir görsel efektler, doğru müzik seçimleri bunlar yeterli midir? Bir duyguyu sadece kişinin gözlerine bakarak mı anlayabiliriz yoksa uzun uzun kendini anlatmasıyla mı? Sadece sırtını gördüğümüz bir çiftin ayrılık konuşmasının ikisi için de ne anlama geldiğini tahmin edebilir miyiz? Ayrılık da zaten sırtımızı dönerek yaptığımız konuşmalardır artık iki kişi için de o ve olanlar unutulur, sadece birer siluetten ibaret olmaya başlar.

Mutluydu Nana belki de o an arkasında bıraktığı çocuğa rağmen. Ama film bize bunu göstermiyor. Hatta film boyunca Nana’nın çocuğuna ne oldu cevap yok. Nana gerçekten tüm bunları kirasını ödeyebilmek adına mı yaptı cevap yok. Soruları cevaplamak gibi bir derdi yok filmin sadece gerçekleri sunuyor önümüze. Filmin benim açımdan en dikkat çeken yanı 7.bölüme kadar yüzünü doğru dürüst göremediğimiz başrol etrafında dönmüyor olması. Kişiye değil çevresine yoğunlaşıyor. 7. Bölümde Raul ile tanışmasından sonra ikisinin de yüzü net bir şekilde görülmektedir. Bunun anlamı belki de Raul’un onun hayatına girip onu değiştirmesidir ve bütün bu sorumlulukları almasına sebep olandır.
Nana’nın böyle bir hayatı yaşadığını görünce acıdınız mı, üzüldünüz mü ona neden? ‘Bence yaptığımız her şeyden biz sorumluyuz, elimi kaldırıyorum ben sorumluyum başımı çeviriyorum mutsuzum ben sorumluyum sigara içiyorum ben sorumluyum gözlerimi kapatıyorum ben sorumluyum …’ yoksa bu sözleri duyduğunuz zaman sinirlendiniz mi? Nana’nın hayatına üzüldüğünüz kadar onun üzülmemesi mi sinirlendirdi sizi yoksa hayatınızın çoğu yerinde sorumluluğu alamadığınız gerçeğinin yüzünüze vurulması mı? Bundan ötürü kızmayın ona (tamam belki birazcık kızabilirsiniz). Ama unutulmamalıdır ki bizi asıl sinirlendiren, gerçeklerini kendimizden bile sakındığımız sırlarımızı duymaktır.

Nana’nın da bir iç dünyası sinirlendiği, güldüğü veyahut üzüldüğü olaylar ‘Şu an gülümsemeyeceğim çünkü hiç mi hiç içimden gelmiyor’ dedikten sonra gülümsemesi bunu biraz olsun görmemizi sağlıyor. Gerek çekim gerek diyalogları ile kesinlikle izlenmesi gereken filmlerden.

VIVRE SA VIE


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.