VAZ-GEÇ!

İnsan ne zaman vazgeçer, çok istediği, çok sevdiği veya alıştığı herhangi bir durumdan kurtulmak ister? Bazısı sorumsuzdur aldığı yük ağır gelir, bazısı hükümsüzdür giydiği yelek boynunu eğiltir. Bu alışagelmez durum bazen kalbini ısırır, bazense sinyal verir içten içe. İnsan merhameti ile bilinir. Kime ne kadar gösterdiği bilinmeyen merhamet duygusu insanın özünü açığa vurur. Değiştirmekten çekinmediğin ve anlaşılmadığın anların olur da yarısını paylaşmak istersin. Paylaşmak istediğin yarın değil yarandır.
Bazı bencil ruhların içinde çürümüş hisler bulunur. Bazıları bin olur, bir diriyi kurutur. Sahte ilişkiler gerçek duyguların önüne geçer insanlığı yamultur. Şairler eskisi gibi midir sanmam. İnançları zedelenen insanlara umudu aşılamak kolay değil eskisi kadar. Ve ne yazık ki eski şairler de yok nakış ipliğinden sevgileri saran.
Ben bu satırları yazmayım diye engeller çıktı karşıma bir değil, on değil… Beni buralardan uzak tutmak isteyen nedenler oldu. Samimi değil her şey sahteydi. Ben tam da öyle bir anda gerçek oldum. Tüm somutluğum ile orada bulundum. Bazıları çok yüksekten düştü, bazıları zeminden kaydı. Fakat acı sonuç iki türde de aynıydı. Zeminin soğukluğunu çakıldıkları taşın ardında fark ettiler.
Sildiğim şiirler oldu. Kırılan bir cam ve yığılan bir insan… Vazgeçin ve inanın… Bu bir tercih değil bu defa. İhtiyaç. Sizi mutlu etmeyen her yerden uzaklaşmak sizin seçiminiz elbet. Fakat sizi mutsuz etmek bir tercih. Kan revan içinde bırakılacaksanız sonunda debelenmenin bir anlamı yoktur bu defa. Seni duymaları için bağırmamalısın ki fısıltın çığlık olup yankılansın.
Güneş gibi konuşun insanların ruhları ısınsın, kardan olmasın sözcükleriniz eriyip gitmesin sahte düşünceleriniz. Sizi siz yapan ve sizi ayakta tutan olsun gerçekliğiniz.