VAVEYLA

0
1159

Merhaba, burada yıllar geçmiyor! 

Sana zamandan bahsedecekler şimdi. Zamanın o iyileştirici gücünden. Bütün yaralarını zamana teslim edip devam etmen gerektiğini tekrarlayacaklar hep. Ben zamanın bütün kara taşlarını gördüm, zaman sadece zamanı alt ediyor. Akreple yelkovan durmaksızın birbirini takip ederken zaman bize işliyor. Sen yaralarını zamana teslim et hadi, inancın varsa. Büyülü düşlerini henüz teslim etmemişsen, bu candan kandan mavi küreye. Büyülü düş demişken küçükken sana ninniler söylendi mi? Bana söylendi mi hiç hatırlamıyorum ama ben daha doğarken kendi şarkımı uydurdum. Dudaklarımdan arabesk şarkılar akarken kafamda hep aynı yankı, tek bir soru. Neden? 

Emeklemeden yürüyen, yürümeden koşan, koştukça düşen çocuk. Düştükçe usanmadan ayağa kalkan o çocuk. Bana göre yeryüzü bir oyun bahçesiydi, gökyüzü de babamın gelişine eşlik eden yıldızlar takımı. Önce oyun bahçelerini terk ettim, sonra da babamın bir daha gelmeyeceğini kabul ettim. Sen, peki ya sen? Sen nelerden vazgeçtin, kimler yaktı canını, kimler büyüttü seni sevgisiyle? 

Sana önce insan olmayı öğreteceğim, olabildiğim kadar. Herkesten bir nebze de olsa farklı olmayı diledim hep. En azından buna hakkım olduğunu düşünerek. Küçükken yakın akrabalar tarafından acınan, bak annenin sözünü dinlemezsen sen de böyle olursun denilen o güzel çocuk. Ben hep farklıydım, en azından insan olmama çeyrek kalmıştı. Ama o koskoca bedenlerin içinde el kadar yürek yoktu buna eminim. İşte o yüzden, ben sana önce insan olmayı anlatacağım. Dünyadaki her şeyi sevmemiz gerektiğini, sokak hayvanlarının başını okşamamız gerektiğini, adamlığın kadınlara zarar vermekten geçmediğini ve daha nicesini. Beraber öğreneceğiz.  

Yalan söylemenin ne denli kötü olduğundan bahsedeceğim sana, yalanın rengi olmadığını göstereceğim. Kimsenin ama hiç kimsenin herhangi bir renkte yalan duymak istemediğini. Kalp kırmanın bütün yanlışlardan daha yanlış olduğunu anlatacağım sana. Kalbini kıran, canını yakan her şeyden ardına bakmadan kaçman gerektiğini öğreteceğim. Bu evrende senden daha değerli bir şey olmadığını her nefeste hissettireceğim. 

Bütün çocukların çok özel olduğunu ve hepsinin sevgiyle büyümesini gerektiğini ise belki ağlayarak anlatacağım. Çocukların anne ve babasıyla mutlu mesut yaşadığı masallar okuyacağım sana. Babanın gelişinin yıldızlarla ilgili olmadığını kanıtlayacağım. Canını yakacak hepsi biliyorum. Ama senin kanayan bütün yaralarını saracağım ben. Karanlık bir köşe odada tek başına ağlamayacaksın hiç.  

Yaşadığın süre boyunca çok insan tanıyacaksın ve hepsi senin gibi olmayacak elbette. Sen, senin gibi olmayanları da sev. Çocukları, yaşlıları her şeyden çok sev. Yardıma muhtaç biri gördüğünde hiç çekinme, lütfen. Kimseyi kıskanma, kıskanmak insanın sonudur çünkü.  

Ve sana en son toprağı sevmeyi öğreteceğim. Toprağın altında yatan sevdiklerine dokunmadan sarılmanın mümkün olduğunu anlatacağım. Sevmenin somut olmadığını, hiçbir uzva ihtiyacın olmadığını her adımda göstereceğim.  

Benim yaşadıklarımı, yaşamayacağına söz veriyorum. Kendinden nefret edeceğin tek bir an olmayacak. Hata yapacaksın, ben onları da seveceğim. Düşeceksin, yara bandına ihtiyacın olmayacak. Zamanın değil belki ama sevginin iyileştirici gücünü kanıtlayacağım sana. Süslü cümlelerle değil saf sevgiyle sarılacağım sana. En sevdiğin rengi, en sevdiğin yemeği hatta en korktuğun böceğin ne olduğunu bile bileceğim ben. Senin üzerinde kimse hakimiyet kurmayacak, sen ne istersen o olacak. Yanlışıyla, doğrusuyla ben hepsini sahipleneceğim.  

Ben sana kendin olmayı öğreteceğim. Kendimden seni büyüttüm, senden sevgiyi. Beraber bütün olacağız bütün yarım kalmışlıklara inat. Sen, sevgiden anlayan sevdikçe güzelleşen bir yıldız olacaksın. Diğerleri gibi babamın gelişini haber vermek için ağlamayacaksın ama. Gidenleri ve bir daha gelmeyecekleri beraber kabulleneceğiz. Kendimizi, önce kendimizi sonra toprağı seveceğiz. Sana söz veriyorum, söz! 

VAVEYLA


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.