Varoluş ve Benlik

0
15
Kay Sage’in Geçiş (Le Passage) Tablosu.

Hayattaki amacımız nedir? Varoluşumuzun temelinde ne yatar? Sevgi ile nefret ve cinnet gibi kavramları ilişkilendirebilir miyiz? Tüm bu soruların cevabı bazılarına göre çok basit olsa da hepsi oldukça göreceli. Kimine göre cevaplara ulaşmanın tek yolu Tanrı ile iletişim, kimine göreyse hayatın anlamı bireylerin kişiliklerinin derinliklerinde yatıyor. Kavramları belli anlam kalıplarına sokan aslında insanın kendisi değil midir? Bir kelimenin “iyi” ya da “kötü” olarak nitelendirilmesine sebep olan bizleriz. Halbuki derinlemesine düşündüğümüzde her bir duygu, düşünce karşıtıyla beraber var olmuştur ve bunları birbirlerinden apayrı değerlendirmek, yaptığımız en büyük yanlışlardan biridir. Yaşamı ve ölümü, sevmeyi ve nefret etmeyi, masumiyeti ve suçluluğu birbirinden ayıramayız, çünkü “Karşıt olan şeyler bir araya gelir ve uzlaşmaz olanlardan en güzel uyum doğar. Her şey çatışma sonucunda meydana gelir.” (Herakleitos, Frag.8, çev. Cengiz Çakmak)

 

Yaşamımızı sürdürürken karşılaştığımız insanlar, yüzleştiğimiz sorunlar, ailemiz ve okuduklarımız, kişiliğimizi ve düşüncelerimizi belirleyen temel faktörlerdir. Kim olduğumuzu anlama ve hayatımıza bir yön verme yolunda birçoğumuz dünyaya gelmiş olmamızdaki amacı sorgularız. Peki net bir sonuca varmamız mümkün müdür? Bu soruya benim de içinde bulunduğum bir çoğunluk “hayır” cevabını verecektir diye tahmin ediyorum. Kendi hayatımdan yola çıkmam gerekirse, geleceğimi mutlu olma ihtimalimin en yüksek olduğunu düşündüğüm şekilde planlarken ve bu yolda bir meslek belirlerken hayattaki amacımın ne olduğunu tekrar tekrar düşünüp sorgulamam kaçınılmazdı. Kesin cevaplar bulamıyor olmak beni birçok kez umutsuzluğa sürükledi ve yaşamdan, gerçekleştirdiğim aktivitelerden zevk almamama neden oldu. Belki de yanlış olan hayatta olmamın amacını bulamıyor olmak değil, varoluşumun mutlak bir anlamı olduğunu düşünmekti.

 

Çoğu zaman önemli olanın kendimize iyi veya kötü bir amaç bulup onun uğrunda çabalamamız olduğunu düşünüyoruz ve benliğimizi bir kenara bırakıyoruz. Hermann Hesse hayatın anlamı, zamanın önemi, ahlak kavramı, korku ve ölüm gibi konuları sorguladığı ve bize sorgulattığı Klein ve Wagner adlı eserinde “Siz de benim gibi, herkes gibi yaşıyorsunuz, kendi kendinin uzağında, herhangi bir amacın, bir görevin, bir niyetin peşinde koşarak. Hemen bütün insanların yaptığı şey, bütün dünyanın yakalandığı hastalık bu.” (48) derken tam da bundan bahsediyordu, amaçlara bağlılığın bizi aslında nasıl da kendimizden uzaklaştırdığından. Eğer kalıplara soktuğumuz ve dayattığımız tüm kavram, duygu ve düşünceleri oldukları gibi kabul edebilirsek, gerçekte kim olduğumuzu öğrenebiliriz. Ne yapmamız ve nasıl yaşamamız gerektiğine değil, ne hissettiğimize odaklanabilirsek o aradığımız “anlam”a ulaşabiliriz. Bunları başarabildiğimiz zaman, ansızın öyle bir duyguya kapılacağız ki, sanki bu dünyada bizden başka kimse yoktur ya da sanki yarın ölebiliriz; bu durumda gerçek kimliğimiz olduğu gibi açığa çıkar. (Hesse, 48)

 

Sevilmek için uğraşıyor, ölümden korkuyor, kendimizi eleştiriyor, içinde bulunduğumuz durumlardan ve hayatımızdan mütemadiyen şikayet ediyoruz. Bazen düşüncelerimizi kime ve neye göre düzenlendiği belli olmayan ahlak kurallarına uyduramıyor, bu yüzden kendimizi suçlu veya aykırı ilan ediyor, bazen de biz farkında olmadan
çevremizdeki şeyleri aynı ahlaki söylemlere göre değerlendiriyoruz. Oysaki benliğimizi olduğu gibi sevmeyi hiç denedik mi? Ölümden çekinmek yerine tıpkı yaşamın varlığının bir manası olması gerektiğini varsaydığımız gibi onun da anlamlı olabileceğini hiç düşündük mü? Mutluluğun mutsuzlukla anlam bulduğunu idrak edebildik mi? Hayır, çünkü hep kurallara bağımlı yaşadık, yaşamamız gereken hayatı, hissetmemiz gereken duyguları, sahip olmamız gereken düşünceleri dışarıda aradık. Oysaki, “Önemli olan ne varsa ruhunda barındırıyordu insan, dışarıdan kimse ona el uzatamazdı. Yeter ki kendisiyle sevgi ve güvene dayalı bir yaşam sürsün, üstesinden gelemeyeceği bir şey gösterilemezdi.” (Hesse, 40)

KAYNAKÇA
Hesse, Hermann. Klein ve Wagner. Çev. Kamuran Şipal. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2018. 3.
Baskı.
Heraklitos. 5 Nisan 2018 tarihinde düzenlenmiştir. https://tr.wikipedia.org/wiki/Heraklitos

Varoluş ve Benlik


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.