Vadideki Kadın

0
296

İyinin ve kötünün olmadığı, zamanın hiçlik sınırlarında adımlar atarken unuttuğu bir diyarda, kurumuş başaklar vardı. Sarı vadinin ortasında süzülen kuş misali, aralarından bir kadın geçti. İnce parmakları, buğdayları okşarken yavaş bir adım attı. Kuru buğday rengi saçlarına, kahve çekirdeklerinden tutamlar karışmıştı. Küçük gözleri, üzerinde parlayan güneşin gülümsemesinde daha da küçüldü. Adımları hızlanırken, kalbinde büyüyen heyecan taşınamaz hale geldi. Uzun başakların arasında küçücük kalmış, minicik bir filizin yanına diz çöktü. İnce parmaklarını birbirlerine kenetleyerek, avucunu açtı. Küçük filize, boyu kadar bir gölgelik yaptı. Kim bilir, filizciğin daha önce hiç duymadığı iltifatları, kulağına fısıldadı.

Gözlerinin önünde yeşeren, yeşerdikçe büyüyen aşkı çekemeyen güneş, gökyüzünü terk etti. Kimsesiz diyar, şimdi güneşsiz kaldı. Kadın, birazdan toprakla kucaklaşacak yağmurun, küçük arkadaşına zarar vereceğini anladı. İki göğsü kabarık bulut, ayrı kalan senelerini kapatırcasına buluştu. Duyulan kahkaha, beraberinde bir şimşek getirdi. Su damlacıkları, sarı vadiye ulaştığında, küçük filiz ve kökleri, tutunduğu toprak taneleriyle beraber kadının avuçlarındaydı. Kadın, biraz önce narince attığı adımlarını hızla koşmaya değişmişti. Ulu bir çınarın altında, küçük filiz için yeni hayatını başlatacak en uygun köşeyi aradılar.

Kesilen damlacıklar, kaybolan bulutlar arkasından, kıskanç güneş yeniden görüldü. Az önce bıraktığı aşıklar, hükmettiği vadide ayak basmıyordu. Kadın, küçük filizi, kendisi gibi filizlerin baş verdiği yeşil vadiye getirmişti. Yeşil vadinin toprağı ile tanışan filiz, hiç hissetmediği kadar güçlü hissetti. Kendisinden uzunca bir bitkinin yaprağından düşen küçücük su tanesinde, okyanusun içinden gelmişcesine susuzluğunu giderdi. Ait olmadığı topraklarda tutunurken harcadığı gücü, kadının ellerine yetişene dek uzamak için harcadı. Küçük filiz şimdi, kadının avuçlarına sığmayacak kadardı. Kadın, küçük arkadaşının yeşil yanaklarından öptü. Etrafındaki papatyalara duyurmamak için, nazikçe eğilip, fısıldadı:

-Serpil sevgili arkadaşım. Tam bu göğün altında, az önce kaçtığımız yağmur ve nicesinde, en kıskanç güneşin selamında. Ulu bir çınar olduğunda, sana başka filizler getireceğim.

İnce parmaklı kadın, narin adımlarıyla uzaklaştı. Yeşil vadinin, sarı vadinin, başka renkte başka vadilerin içinden geçerken, kendisini bekleyen filizlere yakınlaştı. Esaretinde kaldığı topraklardan serpilerek kurtulmuş büyülü kadın, özgürlüğe yakınlaştı. Arkadaşlık edebildiği her filize, “Serpil” diye fısıldadı. “Serpil ki, ulu bir çınar olasın.”

Vadideki Kadın


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.