Unutulmaz Filmler Kuşağı–Big Fish

0
46

Burton imzalı film, mutlaka izlemeniz gereken filmler listesinde üst sıralardan yerini alıyor. 2003 Yapımı olan eser, alıştığımız Burton filmlerine göre daha renkli hatta neredeyse biraz fazla renkli sahneler içeriyor. Filmin içinde gotik neler var, rengarenk neler var, filmde ne yok, gelin bunları tartışalım.

Filmin içinde gotik neler var?

Daniel Wallace’ın kitabından uyarlanan filmde başrolleri: Albert Finney, (Edward Bloom) Ewan Mcgregor, (Edward Bloom’un gençliği) paylaşıyor. Her zaman olduğu gibi, Helena Bonham Carter’da senaryoda kendisine çok yakışan bir cadı rolüyle yerini alıyor. (Spoiler) Denizkızları, cadılar, devler, gizemli ormanlar, toplumun kendisinden uzakta yeni bir düzende yaşayan bir değişik kasabalar ve gözlerimize şölen niteliğinde insanlı sirklerle, aradığımız gotikliği buluyoruz. Filmin sonunu kestirmek oldukça zor, belli bir yerde ne kadar kaldığını dahi merak edebilirsiniz. TNBC veya Beetlejuice tadını almanız mümkün değil, bu anlamda gotik bir film beklentiniz olmasın. Edward Scissorhands’ de ince işlenmiş duygusallığı, Sweeney Todd’da gördüğümüz antika her şeyi, Miss Peregrine’de göze çarpan renkleri alın ve masallarla doldurun. Ortaya çıkan karmaşa hiç beklemediğiniz kadar güzel bir film olarak iki saat beş dakikanızı rica ediyor.

Rengarenk Olan Ne?

“Hayatının aşkıyla karşılaştığında, zaman durur.”

Repliğinin hakkını veren sahneden bahsedelim. Edward, Sandra’nın sarı bukleleri ve parlak gözleri ile karşılaştığı anda, gerçekten de zaman duruyor. Gerçek bir karmaşa olan, kalabalık, insanlı sirkin tam orta yerinde, havada uçuşan patlamış mısırların arasından gerçek aşkını bulan genç adam, zamanı elinin kenarıyla iterek, kızın karşısında dikiliyor. Parlak gözleri birkaç dakika daha izledikten sonra, zamanın yeniden aktığını hissediyor. Tek bir sahne ile, aşkın tarifini belki de gerçekten yaptığı için usta yönetmeni ayakta alkışlıyoruz.

Filmin hemen hemen her sahnesinde, özellikle Spectre’de geçen günlerde renklerin verdiği neşeye doyuyoruz. Sadece görsellik olarak renkli kalması, böyle bir filme tabii ki de yakışmazdı. Karakterlerin Edward’ın hayatına dokunuşu, kimsenin ayakkabı giymediği kasabada salınan ayakkabılar ve sevdiği kadın hakkında bir şeyler öğrenebilmek karşılığında üç yıl boyunca ücretsiz çalışan bir adamın hikayesi, unuttuğumuz veya bilmediğimiz tüm renkleri ekrana taşıyor.

Filmde Ne Yok?

Anlamsız, imkansız hiçbir şey yok. Evinizi terk edip, en iyi arkadaşınız olan devle bir yolculuğa çıkmanız ve sahibinin kurt adam olduğu bir işletme bulmanız oldukça imkansız olabilir. Her şeye rağmen, bir gün düğününüzde, babanız böyle bir hikaye anlatırsa ona gülmeden veya şaşırmadan önce bu filmi izlemiş olmalısınız. İzledikten sonra kaybedecek bir şeyiniz yok. Keyifli seyirler dilerim.

Unutulmaz Filmler Kuşağı--Big Fish


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.