Tutulmayan Sözler Ülkesi

2
1732

“Boşuna beklemenin bir manası yok kızım!” diye arkamdan bağırdı. Artık beklemiyordum ki! Arkasını dönüp yürüyen insana bekliyorsun denir mi? Ama ben duymamazlıktan gelerek yoluma devam ettim. Bu sözleri söyleyen kişiye arkamı dönüp yürümüş olmam, gerçeklere de arkamı dönmemi sağlamıyordu ne yazık ki. Olmayacaktı, evet. “Haklısın,” dedim dişlerimin arasından. Güneşten yanmış yanaklarıma gözlerimden süzülen yaşlar değdikçe anlıyordum ne kadar uzun süredir bu sıcak havada beklediğimi. Bir kez daha hırsıma yenik düşmüştüm. Kabul etmek istemediğim gerçekler miydi ağlamama sebep olan, yoksa pes etmenin verdiği hüzün mü? 

“Evet, haklısın,” dedim bir kez daha. “Gelmeyecek!” Kendi kendime konuştuğum çok olmuştur ama bu sefer ki fazlaca can yakıyordu. Elimin tersiyle gözlerimde biriken, akmak için taşmayı bekleyen yaşları sildikten sonra fark ettim avucumun içindeki acıyı. Deminden beri elimi öyle sıkı yumruk yapıyordum ki, tırnaklarım avucuma iz yapmıştı. 

“Aferin Aslı,” diye çıkıştım bu kez kendime. “Kendine daha ne kadar zarar vereceksin, merak ediyorum.”

Mahallede top oynayan çocukların yanından geçtim. İlk kez birbirlerine attıkları top başıma mı çarpacak endişesi yaşamadan geçiyordum bu çocukların yanından. Çünkü ilk kez gerçek bir dert sahibi oluyordum. Günlük heyecanların, incir çekirdeğini doldurmayan sorunların, gerçekten de incir çekirdeğini doldurmayacağını yeni anlıyordum. Oysa eskiden, bir otobüs koltuğunda yetişmeye çalıştığım sınavın özet notunu okurken, yanımda oturup tespihini şıngırdatan o adamın gamsızlığıydı beni isyan ettiren. Eskiden diyorum, çünkü bugünden itibaren geride kalan her şey eskimedi mi? “Biz” de eskidik. Kabul etmemek için tüm gün mahallede dikilip beklesem de, başıma vuran güneşe aldırmadan bitmeyen umutlarımın başında nöbet tutsam da, eskidik… Mazi olduk… Anlamam için meraklı komşularımızdan en meraklısının bir sözü gerekliymiş demek ki! Boşuna beklemenin bir manası yoktu!

Günlerdir açmadığın telefonlarımın ardından, “Bugün gelirim, konuşuruz,” gibi kutup havalarını aramızda estiren soğuk mesajına inanmam, hayal dünyasında yaşadığımın bir ispatıydı aslında. Sanki ben yokmuşum gibi tek başına yaşadığın ilişki mahalle sakinlerinin bile gözünden kaçmamış olacak ki, seni beklememin anlamsızlığını yüzüme vurmaya doyamadılar. Olmayacak duaya âmin diyerek başladığımız birlikteliğimizi, birlikte olamamanın en önemli gerekliliğiyle noktaladık bugün. Sözünü tutmadın! 

Köşeyi dönüp, ana caddeye çıktığımda durağa yanaşan otobüse attım kendimi. İster günlerdir banyo yapmadığı gibi üzerindeki gömleği ısrarla değiştirmeyen, kokusuyla çevresindekileri bu dünyadan ayıran biri, ister bacaklarını pergel gibi açıp dünyanın hâkimi olduğunu sanan biri, isterse en sevdiğim insan türü olan (!) dünyanın dönüş ritmine tempo tutarcasına tespihini sallandıran biri otursun yanıma, umursamayacaktım. İlk kez gerçek bir dert sahibiydim.

Tutulmayan Sözler Ülkesi


2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.