Taş Yerinde mi Ağır?

1
39

İnsan 18 yaşına gelince her şeye gücünün yettiğini sanıyor. 20’li yaşların başındaysa bu durum tam aksine değişir. Çünkü o iki sene zarfında o kadar çok şey denenir ki kafasındaki dünyanın gerçek dünyadan fazla olamayacağını anlar. Hani derim ya

‘’Derin,
Denizler kadar derinim.
Dünyayı boğuyorum kafamda…’’

Bu söz işte benim ilk gençliğimi boğan gençliğimin sözü.
Hani korkar ya insan yalnızlıktan, hani duvarlar derin bir okyanus olur da insan batan bir gemidir o denizin üzerinde… Kendinden kurtulmak ister hattâ. Ne denirse densin dinlenmez dış dünya, yaşaması zor gelir ve yarışması da. Hep söylenen sözler ‘’En iyisi ol, bir işe gir, notların düşmesin.’’ Oysa hiçbir şey not, şöhret değil diyerek bir klişe sözler betimlemesi yapmaktan kendimi alamayacağım. Kültürümüzde bir özdeyiş var: ‘’Benim olsun, dünyalar kadar borcum olsun’’ derler. İnsan borçla yaşamaya neden bu kadar alışıktır ki? En basitinden bir evi ev yapan nedir? Tuğlalarla örülmüş olması ve içerisine girildiğinde çekilen perdeler mi onu ev yapar? Yoksa bir aile saadeti yani beraber olunduğunda hiçbir derdin, tasanın olmadığı sadece gelecekten ve umutlardan konuşulup herkesin birbirine sonsuz sevgiyle değer verdiği o yer midir ev?

İşte böyle… Elindeyken elinde olanı kaybettiğinde elinde değilken elinde olmasını istiyor insan. Bizim çağımızın problemi bu. Ya doyumsuzuz ya da kör. Hangisi ağır basar bilemem fakat benim lügatimde ikisi de bu çağa karşı tam olarak eşit şekilde oturma derecesinde.

İnsan üzülse de ağlasa da veya sevinse de kendini teselli etmek ya da ödüllendirmek kendisine kalmıyor bu dünyada. İnsanlar birer yarış atı dünyaysa yarışa hazırlayan antrenör onları. Yanlış yapmaya hakkımız yok, oysa en güzel doğru yanlışlar sonunda bulunur. Çünkü değerlidir o. Tecrübedir, acılardır, çabalardır, uykusuz kalınan gecelerdir ya da sonundaki gözyaşlarıdır.
İnsan kendisini yenilediği sürece var olmaya devam eder. Eğer öyle olmasaydı teknoloji firmalarında üretim devamı ve satış için pazarlama departmanlarına gerek kalmazdır. İnsan kendisinin pazarlamacısıdır. Siz gizli bir hazine değilsiniz keşfedilmeyi beklerseniz dünyanın koşulları altında fosilleşirsiniz.

Bir heykeltıraş nasıl ki heykeli heykel yapmak için yontuyorsa, bir ressam nasıl ki resmi ortaya koymak için boyaları birbirine karıştırıyorsa, bir şair nasıl sözlerden romanlar kadar anlam vermek için sözleri iyi bir ustalıkla kullanıyorsa bir insan da kendisini yontmak, ortaya koymak ve anlamlandırmak için geliştirme üzerine gitmelidir. Taş yerinde ağır olsa da akan nehirde su olmak yerine bir taş parçası olmayı tercih etmeyin.

Taş Yerinde mi Ağır?

1 Yorum

  1. O kadar doğru söylemişsiniz ki tek nefeste okudum yazınızı çok haklısınız…
    İşte böyle… Elindeyken elinde olanı kaybettiğinde elinde değilken elinde olmasını istiyor insan.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.