Sürekli Mutluluk

2
499

Mutlu olmak… Hayattan hep bunu bekliyor, bunu istiyor ve bunun için çabalıyoruz. Hatta de bütün yaşamımızı bu çabayla sürdürüyoruz. Çoğumuz iyi bir iş sahibi olmak için uğraşıyoruz. Neden? Para kazanmak için tabii ki. Çünkü maddi sıkıntı çekmemek beraberinde mutluluğu getirir. Ya da en doğru kişiyi bulup mutlu bir ilişki yaşamak hatta evlenmek istiyoruz. Neden? Mutlu bir ilişki mutlu bir hayat demektir çünkü. Mutlu olmayı bir haline getiririz genelde. Hiç mutsuz olmak isteyen biriyle karşılaşmadım, eminim siz de karşılaşmamışsınızdır. Her mutlu olmak için çabalar olmayınca da hayata küsüp oynamayız bazen. Oysa, bu dünyaya gelmeden önce bize mutluluğu vaat eden olamamıştı ki. Kimse bize hep mutlu olacağımızdan bahsetmedi, böyle bir şart koşmadı. Peki biz neden hep mutlu olmayı bekliyoruz? Mutlu olmak gerçekten hayatımızı üstüne kuracağımız bir amaç mı bizim için? Mutlu olmak için gerçekten sarf etmeli miyiz? Maalesef ki hayat bize her zaman yaşadıklarımızı ve yaşayacaklarımızı kontrol etme şansı vermiyor ve başımıza gelecekleri seçemiyoruz. Peki elimizde olmayan şeyler için kendimizi suçlamak ya da sürekli bir mutluluk için çabalamak ne kadar doğru?

Hayatta her şey diyalektiğiyle var olur. Mutluluk kadar , sevinç kadar hüzün ve ne yazık ki kadar da nefret var. Peki sadece mutlu olduğumuz ve bu olumlu olarak adlandırdığımız duyguları yaşadığımızda mı hayat güzel ve değerli? Ya da mutsuzluk bu kadar kötü ve uzak durmamız gereken bir his mi? Aslında hiç . Her duygu, her his hatta her yaşanan olay biz insanlar için. Çoğu zaman farkında olmasak da yaşadığımız her olay bizi hayatta bir adım daha ileriye götürür ve emin olun ki mutsuz olduğumuz ve hayattaki “amacımıza” yönelik olmayan olaylar bizi her zaman daha çok geliştirir. Fazla klişe bulabilirsiniz belki ama gerçekten de yaşadığımız her an bize hayatla ilgili bir şey daha öğretir ve hepsi bizi bugünkü biz yapar. Aslında kendimiz olabilmeyi yaşadığımız hem iyi hem de kötü olayların tümüne borçluyuz. Yine çok klişe ve çok duyduğumuz bir şeydir ancak gerçekten hiç mutsuz olmayan biri mutluluğu ne kadar hissedebilir, mutluluğun değerini ne kadar bilebilir ki? Yokluğunu bilmediğimiz bir şeyin varlığı bize aynı hazzı verir mi gerçekten? Bu yüzden her şey diyalektiktir ve birbirinin zıttıyla var olur.

Hayatta yaşadığımız hiçbir acı ilk günkü gibi kalmıyor. O an bizi öldüreceğini hissettiğimiz birçok şeye birkaç sene, hatta birkaç sonra üzülmüyor hatta ve hatta gülebiliyoruz. Birkaç yıl önce bir kitapta şöyle bir söz okumuştum “İnsanın yarası neredeyse kalbi de orada atar.”. O kadar doğru geliyor ki şu an düşündüğümde. Yaşadığımız o an, bütün duygular ve hislerimiz bizim için önceliklerimizdir. Bizi işimizden gücümüzden alıkoyabilecek güçtedirler, çünkü o an onu hissediyoruzdur ve hissettiğimiz duygu her neyse o an o vardır ama zaman geçtikçe eskisi kadar yoğun ve güçlü hissedemeyiz bu duyguları çünkü insan olmak böyle bir şeydir, her koşula alışır adapte oluruz. Her acı sonsuza kadar sürseydi birçok insan hayatına devam edemezdi. Belki yine sızlar o acı bir yerde, yine durur bir köşede o mutsuzluk, ancak ilk günkü gibi yoğun hissedilmez. Mutluluk da böyle değil mi aslında? Hangi mutluluk hayatımızın sonuna kadar sürdü ki? Bizi mutlu eden her şeye zamanla alışır ve ilk hissettiğimiz kadar yoğun hissedemeyiz o duyguları. Bu yüzden her şey geçicidir zaten. Peki her şeyin geçici olduğu bu düzende sadece mutsuzluğu var olduğu için ya da mutluluğu geçip gittiği için suçlamak doğru mu? Bence duygularımıza haksızlık ediyoruz.

Demek istediğim şu ki; hissettiğimiz her şey hissettiğimiz an önceliğimizdir, sonrasında zamanla etkisini yitirir ve git gide yok olur. Mutluluk kadar mutsuzluk da geçicidir; ama aynı zamanda mutsuzluk da mutluluk kadar değerlidir. Evet, mutsuzluk değerlidir. “Ne yapalım mutsuz olduğumuz zamanlara şükredelim istersen…” dediğinizi duyar gibiyim. Aynen öyle yapın. Sadece bir kere deneyin. Şu an sizi üzen, size kötü hissettiren her neyse bir zaman sonra buna özlem duyacak olabilirsiniz. Çoğu insan okul yıllarında şikâyet eder, hatta okuldan nefret eder ancak okul çağındaki çocuklarına hep bu yılların değerini bilmesini öğütler. Çünkü geçip gittikten sonra anlarız çoğu şeyin değerini. Peki şu an yaşadığımız anın kıymetini bilmek bize ne kazandırır? İnanın yaşadığınız her anın, her dakikanın hatta yaşadığınız her saniyenin değerini bilmektir mutluluk. Sadece kötü hissettiğinizde bir kere şunu deneyin; derin bir nefes alın ve “Her ne hissediyorsam çok değerli ve bu an bir daha gelmeyecek.” deyin. Bunu söylemeniz bile size o an çok daha iyi hissettirecek söz veriyorum. Hayatta yaşadığımız her an çok özel, çok değerli ve çok kıymetli. Yaşadığımız bu an sadece bir kere var bir daha asla yaşanmayacak, bir daha asla bu anı aynı şekilde yaşıyor olmayacağız, aynı şekilde düşünmeyeceğiz, aynı şekilde hissetmeyeceğiz. Ve bana kalırsa her yaşananın, her duygunun kıymetini bilmek sürekli mutluluğun ta kendisidir.

Sürekli Mutluluk

2 YORUMLAR

  1. Çok güzel ve anlamlı bir yazı olmuş ellerinize sağlık Yaren Hanım. Bizleri mutsuz eden şeylere zamanla alışacağımız binlerce insan tarafından söylendi veya yazıya döküldü. Ancak mutluluk veren şeylere de alışacağımız ve ilk zamanlarda bıraktığı etkisinin sonradan azalacağı konusu çok az insan tarafından kabul edilen ve dile getirilen bir konuydu. Bu gerçeği işlemeniz yazıyı daha da zenginleştirmiş. Okurken çok keyif aldım.

  2. Yarencim kalemine yüreğine sağlık çok güzel yazmışsın sizlerde bizlerin mutluluğusunuz yaptığınız şeylerde gururumuz başarılarının devamını dilerim güzel kızım

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.