Son Kurşun

Kana susamış bir yalnızlık var içimde

Öyle büyüyor ki günden güne

Her zerrem bir mezarlık oldu artık.

 

Derin denizlerin karanlığında uykudayım

Bir rüya gördüm,

Onu yıllarca yaşattım.

 

Yasaklanmış korkularım var benim

Kollarımın arasında uyuyan kaoslarım bir de.

 

Nereden geldiğini bilir de insan, neden bilemez gideceği yeri?

Kafam şimdi evsizler sokaklarından hallice.

Kaybettim aidiyetimi.

 

Nerede sabahlar kim bilir düşüncelerim…

Ben güneşin doğuşuysam

Güneşin batışı yorgun gözlerim.

 

Alevlerin ta içinde bedenim,

Hangi günaha yeltendiysem ruhum çekti acısını.

Bense sadece hatalarımı yenilemeye devam ettim.

 

Betonlaşan zihinlerde çiçek açtırmaya çalışıyorum,

Oysa bu çağ, yıkıyor güzel olan ne varsa.

Bunu nihayetinde acı yoldan anladım.

 

Aslında bir derdim yok benim

Ekmek kavgasından, yaşam savaşından başka.

”Birkaç kuruş varken bile cebinde mutluluğu krallar gibi yaşa”

 

Sabahın beşinde kış akşamı gibi uğulduyor camım

Birkaç kuş konacak güneş doğunca.

Onlar da garip,

Gidecekleri yer neresi belli değil.

Ama sorsan ben de o camdayım.

 

Kuşkulu bakışların donduruculuğunda epey kalabalıklaşmışım.

Cümlelerimin bitimine doğru sonu gelmiş bir kabadayı gibi

Son kurşunumu hazırlamaktayım.

 

Ya tetiği çekeceğim düşüncelerim dağılacak

Ya da kalemimi ellerimden ayıracağım.