Sırtlan

0
161

Bileklerimden akan kana bulanan bir siluet hatırlıyorum. Zaman kavramım yok. Ne kadar geçmişte olduğunu bilmiyorum ya da ne tür bir gelecekte olduğunu. Umutsuz çırpınışlarını izlerken bedenimi suyun içinde bulmaya çalışıyor. Ona gülümsüyorum, benliğim eski bir haritanın yıllanmış yapraklarına benziyor ve geçmişim, pusuda bekliyor. Sessizce avına yaklaşan bir sırtlan gibi gülümsemesi midemi bulandırıyor.

“Sesin.” diyorum yabancıya “Sesin ruhumu yutuyor.”

xxx

Fotoğraflar da can çekişirdi. Bunu avuçlarımda sıktığım kağıdın avuç izlerime bıraktığı kesiklerde hissedebiliyordum. Çıplak ayağıma damlayan kanın hissi beni kendime getirdiğinde rüyadan uyanmış gibi kanayan avucuma baktım. 

“Kahretsin!” fotoğrafı tezgaha bırakıp elimi lavabonun altına hizaladım ve özellikle soğuk tarafı açarak kanın avuçlarımdan gidere akmasına izin verdim. Acı hissetmiyordum. En azından fiziksel bir acı hissetmeyeli uzun zaman olmuştu ama ruhunuzdaki kesikleri suya tutamazdınız. Bunu öğrendiğimde on iki yaşındaydım. Benim on iki yaşım çatlak bir ayna parçasından ibaretti. Bakışlarımın ölü mavilerle buluştuğu, ıslak kaygan bir salı gecesi… 

Sırtlan


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.