Sırtlan “İki”

0
60

Acının doğurduğu bir bebeğin çığlıklarıydı odamda yankılanan. O gece birkaç defa ölmüştüm. Tekrar, tekrar. Anka kuşu gibi küllerinden doğmak değildi bu. Daha çok cehennem ateşini andırıyordu. Tekrar, tekrar.

O gece kapı iki defa çaldı. Sokak lambasının ışığı iki defa söndü ve saat tam ikiyi gösteriyordu. Bense krem rengi oturma odamdaki sallanan koltuğumda otururken ikiyi düşündüm. İkinin sihrini…

Kapı iki defa çaldı. Elimdeki kupayı tezgaha bırakıp koridoru aşmam beş saniye kadardı. Kapıya ulaşmam iki saniye uzanmam yarım saniye; ama nedense kapıyı açmam yıllar sürmüş gibi hissediyordum. Yaklaşık yedi yılımı almıştı. 

İnsanlar değişirlerdi; yıllar sesleri, vücutları hatta duyguları bile değiştirirdi. Zaman edepsiz bir hırsız gibi koynunuzda uyurken sizden sürekli bir şey çalardı. Benden yedi yıl, güzel bir gülümseme ve bir çift bal rengi çalmıştı ve şimdi,  onun karşımda aynı çarpık gülümsemesiyle beni izlediği sahnede, tam da şu anda, ondan da bir şeyler çalıp çalmadığını merak ediyordum. Yoksa zamanı da alt etmenin bir yolunu bulmuş muydu? Her zaman bulurdu. 

“Gelmezsin sanıyordum.” Yalanımı, benim yalan söylediğimi fark etmemden daha kısa sürede anladı. Çarpık gülümsemesi genişleyip geri eski halini aldığında kapıdan aldığım güce minnettardım. Onu ne kadar zamandır görmüyordum? Yedi yıl. Zaman ona fazlasıyla cömert davranmıştı.

“Geleceğimi biliyordun.” dedi ellerini ceplerinden çıkartıp bana bir adım yaklaşırken. Bakışları gözlerimden ayrılmıyor; büyü gibi benimkileri de kendiyle tutuyordu. “Her zaman geldim.” 

Bakışları bedenime kaydığında  ilk başta beni incelediğini düşünüp acizce bir güvensizlik duydum. Beni son gördüğünden beri değişmiş miydim? Saçlarımı birkaç kez kestirmiştim. Sevdiği gibi uzun, dalgalı değillerdi. Omuzlarına düşen düz, kahverengi pırasa tutamları gibiydiler. Ama sonra bakışları beklentiyle tekrar yüzüme kalktığında aptallığımdan utandım. Kapıdan çekilmemi bekliyordu. Onu buraya çağıran bendim. Ama yaklaşık beş dakikadır kapının önüne tünemiş onu izlemekten başka bir şey yapmıyordum. 

“Geçsene.” dedim özür dileyen bir sesle. Bu onu gülümsetti ve içeri geçerken tam yanımda kısa bir an durup bana bakmadan kulağıma doğru eğildi. Nefesi yıllar sonra tekrar tenime çarptığında ürperti kelimesi hissettiğim şeye en yakın ama hiçbir anlam ifade etmeyen bir kelimeydi. 

“Saçların…yakışmış.” 

Sırtlan "İki"


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.