ŞİDDET MAĞDURU KADIN KALMASIN!

2
1052

Evrensel bir sorun olarak, yıllardır çözülemeyen bir problem olan kadına yönelik şiddet, kadınların temel hak ve hürriyetleri üzerinde kara bir lekedir. Kadına yönelik şiddet, ister fiziksel olsun ister psikolojik, ulusların ve medeniyetin gelişmesine rağmen hali hazırda çözüme kavuşturulamayan en mutlak sorunlarımızdan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ülkemiz ve tüm dünya çapında gün be gün artarak devam eden kadına yönelik şiddete karşı, her ne önlem alınmaya çalışılırsa çalışırsın, öncelikle unutulmaması gereken bir husus kadının da ‘birey’ olduğudur. İlk insanın dünya gelişinden bu yana kadınlar her dönemde farklı betimlemeler ile nitelendirilmişlerdir. İlk olarak, bir köle gibi görülmüş ve erkek egemenliğini kabul etmek zorunda olduğu algısı benimsetilmiştir. Daha sonralarda, kadına yönelik algı her ne kadar değiştirilmeye çalışılsa da, bu defa ‘anne’, ‘çiçek’, vb. sıfatlarla nitelendirilmeye başlanmıştır. Her ne kadar, asla feragati mümkün olmayan ‘anne’ algısı dünya da değişmeyecek bir gerçek olsa da, yinelemek gerekir ki, anne olmasından önce bir bireydir ve kadına bu nedenle saygı duyulmalı ve şiddet tehdidi altında yaşamaya mecbur bırakılmamalıdır.
Ülke genelinde ve uluslar arası düzeyde kadına yönelik şiddetin önlenmesi için birçok politika geliştirilmiş, birçok kurum ve kuruluş oluşturulmuştur. Geliştirilen politikalarla birlikte, kadına yönelik şiddetin önlenmesini amaçlayan kuruluşların çalışmaları göz ardı edilemeyecek kadar etkili olsa da, yine de yaşanan sorunlar göstermektedir ki, her ne önlem alınırsa alınsın yeterli olmayacaktır. Peki, kadına yönelik şiddetin azalması için yapılması gereken nedir diye sorduğumuz da, yine alabildiğimiz tek yanıt, bilinçli bir toplum olmaktan geçmektedir. Bilinçli bir toplum olmak için de şahsi kanaatim kişilerin öncelikle kendilerini yetiştirmesi, eğitim ve öğretime önem vermesinden geçmektedir. Böylece, belki ilerleyen yıllarda şiddet eğilimlerinin azaldığı duyumları ile karşılaşma olanağımız olacaktır. Zira, devlet eliyle geliştirilen kuruluşlar ve yahut yürürlüğe alınan yasalar, kadına yönelik şiddetin azalması için alınacak önlemler değildir.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için, devlet eliyle yapılan girişimlerin önemli olmadığı, bu tedbirlerin şiddete yönelik çözüm bulamadığı algısı oluşturmak istemem. Ancak, bilindiği üzere hali hazırda yürürlükte olan 6284 sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’ herhangi bir şiddet mağduru olan ya da şiddete uğrama tehlikesi altında olan kadınlar için koruma amaçlı getirilmiş bir kanundur. Kanunun ‘Amaç’ başlıklı 1. Maddesinde de ‘Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin…..’ şeklindeki açıklama ile, kanunun amacı ortaya konulmuştur. Görüldüğü üzere, kadınlarımızın bu kanundan faydalanabilmesi için öncelikle her ne şekilde meydana gelmiş olursa olsun şiddetin herhangi bir türüne maruz kalmış olmaları gerekir. Bir kere şiddete maruz kalmış olan bir kadın, şikayeti halinde bu kanununun sağladığı tedbirlerden faydalanma imkanına sahip olabilecektir. Ancak, gerek ulusal düzey de gerekse de uluslar arası düzeyde gözden kaçırılan bir husus, kadının bir kez bile şiddete maruz kalması, onun hayatının olumsuz yönde etkileneceği ve her zaman bir şiddet tehdidi altındaymış gibi hissedeceği gerçeğidir. Kadınların yaşayacağı bu algısal bozuklukların önlenmesi için farklı çözümlerin sunulması gerektiği şüphesizdir. Ancak, var olan düzenlemeler nezdinde genel bir bilgi vermek gerekirse, 6284 sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’ da şiddete maruz kalan kişilerin ve herhangi bir yoldan şiddet uygulandığını öğrenen kişilerin, yetkili makamlara ihbar hakkının olduğu belirtilmiştir. Yetkili makamlar tarafından şiddet mağduru kişi için, bir kez daha şiddete maruz kalmasını önlemek amacıyla derhal gerekli tedbirlerin alınacağı hüküm altına alınıştır. Peki, bu tedbirler nelerdir;

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla yukarıda belirtilen kanun da iki farklı şekilde tedbir hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

1. Mülki Amir Tarafından Verilecek Koruyucu Tedbir Kararları
• Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.
• Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması.
• Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.
• Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.
• Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması.

2. Hakim Tarafından Verilecek Koyucu Tedbir Kararları
• İşyerinin değiştirilmesi.
• Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi.
• Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.
• 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması.

İzah edildiği üzere, kadına yönelik şiddetin önlenmesi maksadıyla yukarıda sayılan koruyucu tedbirlerden herhangi bir veya bir kaçına hakim kararı ve yahut kolluk kuvvetlerince hükmedilmesi muhtemeldir. Ancak, bu koruyucu tedbirlerden yararlanmak isteyen şiddet mağduru kişinin öncelikle, şiddete uğradığını en yakın mülki amirliğe ihbar etmesi gerekmektedir. Kişinin hal ve hareketlerinden olayın gerçekleşmiş olduğu kanaati çıkarılamıyorsa, yetkili makamların ihbarı yapan kişiden şiddet gördüğünü ispat etmesini isteme hakkı veya durumu resen araştırma hakkı bulunmaktadır. Ancak, her ne suretle olursa olsun şiddet gördüğünü ve ya şiddet göreceğini iddia eden kişinin koruyucu tedbirlerin en az birinden yararlanma hakkı bulunmaktadır. Görüldüğü üzere, şiddet mağduru kişilerin kanunlar nezdinde korunması mümkündür. Ancak, yinelemekte fayda görüyorum ki, önemli olan kadının şiddete maruz kaldıktan sonra korunması değil, hiçbir zaman şiddete maruz kalmamasıdır. Çünkü, kadın toplumun gelişmesi ve uygarlık seviyesinin üst düzeylere taşınması için en temel varlıktır.

ŞİDDET MAĞDURU KADIN KALMASIN!


2 YORUMLAR

  1. Tespitlerinizin her birini çok yerinde buldum.Bu gerekli bilgiler için çok teşekkürler… Kadınların da tabiki kendilerini nasıl konumlandırdıkları önemli…Umarım toplumsal algı, insanın insan olma gereklerini taşıyacak bir seviyeye ulaşır ve kadınlar ilk önce kendilerinin bir birey olduğunu farkederler. Çünkü değişim içerden başlar…Bu konuda bizlerin yapması gereken çok iş var. Kıvılcım olduğunuz ve farkettirdiğiniz için tekrar teşekkürler…?

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.