SEZENİM'İN TOPRAĞI

Hangisini okuyayım sezen, hangisini yayınlayayım sezen, canım çok sıkkın sezen, şu şiiri gördün mü sezen, o şarkıyı sende dinledin mi sezen…
Yapayalnız olduğumu sandığım dünyamdaki dokunuşlarınla hatırlarım en çok seni. Kimseye sezdirmediğim şeyleri saatlerce sana anlattığımla anımsarım. Yürüdüğümüz taşlı yollar ile, baktığımız ıslak gökyüzü ile, vedalaştığımız yürekler ile…
Ya beraber yazdığımız ilk hikaye, okuduğumuz dergiler… Bocalamak bu olsa gerek hiçbir şey yapamıyorum seni anımsamak dışında. Çok mu güneşliydi dünyan, biliyordum seni sen yapan, seni yok eden/ dünyanı yok eden güneşindi.
Diyecek çoğu şey tükeniyor aslında burada sözcüklerim geride kalıyor, ortaya sadece sen çıkıyorsun sen ve senin dokunduğun bu yürek. Kokun ile doluyor odam, kahve içtiğin bardak hareketleniyor, sevdiğin şarkılar karışıyor plaklarıma, yarım bıraktığın derginin sayfaları uçuşuyor, sen gözüküyorsun sonra avucumun içinde. Usul usul büyüyorsun gözümde önce avucuma sonra dünyama sığmamaya başlıyorsun. Varken de sığmazdın ya dünyama hep bir fazla gelirdin bana, yokluğun da sığmaz oldu o yüzden.
Bana aile oluşun, dost oluşun, can oluşun uçuyor kollarımda, geriye ise kıyı kokan toprağın kalıyor bana. Bu dünyaya ait olmayışımız yazıyor duvarlarda, zamandan kopmuş yüreğim kalkıp konuyor toprağına. Ben sen oluyorum, sen zaten hep bendin.
Seni unutmayacağım Sezen…