Sevgili Günlük - Kapalı Bir İlkbahar Günü

1990 sonları kapalı bir bahar gününün anısına yazıyorum bu satırları. Zira, günlük yazmaya başlamam o zamanlara tekabül ediyor. “Bugün okula gittim, eve geldim, ödevlerimi yaptım, kitap okudum.” şeklinde kısa ve sıkıcı yazdığım sayfalar dolusu gün olmuş. O zamanlar sembolist değiliz tabi, romantiklik falan hak getire. Bir görevi tamamlarcasına yazılıp bitirilmiş tomarla sayfa. Bu kadar anlamsız bir günlük tutma şekli yok! Beni ne tetiklemiş de yazmışım onca zaman, hiç anlamıyorum. Muhtemelen anlatacak bir şeyim de yokmuş. Ya da anlatmak konusunda biraz cimriymişim, konuya asla girememişim gibi.

Yazmak bir içgüdü mü? Dürtü mü? Ne yazdığını da önemsemeden yazmayı sürdürmek insanın doğası gereği mi? Merak ediyorum bu soruların cevaplarını. Sanırım net bir yanıt bulmak zor.

O zamanlara gidince gördüğüm çok fazla şey var. Mutlu bir aile, yuva, özverili ve bilinçli ebeveynler… Hayatımın temellerinin sağlam atılmış olmasında en büyük pay zaten annemle babamın değil midir? Mesela hatırlıyorum akşamları hep birlikte kitap okuduğumuz zamanları. Herkesin elinde birer kitap. Kitapları böyle böyle sevmedim mi? Yazmak konusunda da başlangıcım annemdir. Yine bir puslu bahar günüydü. Arkadaşıma doğum günü hediyesi alacaktım. Ne alacağım konusunda kararsızdım. Annemle birlikte büyük bir avmde geziyorduk. Günlük almayı önerdi. Hem arkadaşıma hem bana aynısından iki tane aldık. Pembe çiçekli çirkin bir defter (O zaman güzel olduğunu düşünüyordum tabi). Biri paket yapıldı. Diğeri bir hevesle eve götürülüp ilk mükerekkep lekeleri ile tanıştırıldı. Nitekim günlük yazmaya başlama serüvenim böyle gerçekleşti. Uzun yıllar da yazmayı sürdürdüm.

Günlük bir süre sonra günün önemli gelişmelerini anlatmayı bırakıp birkaç günde bir yazdığım önemli gelişmeleri anlattığım belki de bir ‘haftalık’a dönüştü. Daha sonra da sadece çok önemli ve unutulmaması gerekenleri yazdığım bir anı defteri oldu.

Tabi bu zamansal kaymaya paralel olarak konu da günden güne değişti. Başta somut olayları anlatırken, bir süre sonra yaşadığım olaylardan çok kişileri, kişilerle ilgili tecrübelerimi anlattığım, fikirlerin ağırlıklı tartıştığım bir formata dönüştü. Bir süre sonra da anlatacak kadar önemli bir hayat yaşamadığımı düşünmeye (veya fark etmeye) başladım ve yazmayı bıraktım. Bir kararla değil, bir yaşanmışlık ve umutsuzlukla birlikte gelişen doğal bir süreçle oldu günlük yazmayı bırakmam.

Sene oldu 2021, hala yarım bıraktığım bir defter var. Çok zamandır elime almıyorum. Yılda bir iki içini açıp bir iki sayfa okuyup, belki bir iki cümle de yazıp kapağını kapatıyorum.

Bugün soğuk yağışlı bir ilkbahar günü. Tüm soğuk kapalı ilkbahar günleri kadar hayatı sorgulatacı bir gün (Böyle günlerin hayatın anlamını sorgulama içgüdüm üzerinde bir etkisi olduğuna yemin edebilirim) Her şey olağan akışında. Ama hiçbir şey sıradan değil. Artık o kadar da sıradan bir yaşamım olduğunu düşünmüyorum. Seçimlerimle oluşturduğum evrenimde zorluklar bile güzel görünüyor gözüme. Çünkü bugün bir bahar günü ve yaşım 29. Kocaman bir kadın oldum. Her kadının olması gerektiği kadar da güçlü. Sanıldığı kadar da kötü değilmiş büyümek. Sendrom falan yok! Aklın oldukça dinç ve gözlerin ardına kadar açık oluyormuş bu yaşa gelince. Yürüdüğün yolda önüne çıkan her taş tökezletmiyor mesela. Ayakların yerde daha sabit. Durup durup arkana bakmıyorsun.

*

Sevgili günlük,                                                                                       17.03.2021

Sana seslenmediğim tüm o zamanlar, hiçbiri unutulup gitmedi. Hepsi benimle, içimde, dışımda, sakladıklarımda, açığa vurduklarımda. Biliyor musun, beyaz saçlarım çok fazla artık. Ve aynaya baktığımda yüzümde oluşan çizgileri görebiliyorum. Ve inanır mısın, beyazlarımı da gülme çizgilerimi de çok seviyorum. Büyümeyi, yaşlanmayı ve tecrübelenmeyi seviyorum. Onlardan güç alıyorum. Bunu bir veda sanma lütfen, ölene kadar hitap etmeyi sürdürdüğüm en iyi arkadaşım olarak kalacaksın sen. Teorik olarak zaten bensin. Ayrılmamız mümkün değil. Sadece iletişim yöntemimiz biraz değişmiş olacak ve bana güven böylesi çok daha iyi olacak.

 

*

Görsel: https://www.pexels.com/