Sesler Ve Renkler

2
762

“İyi misin?” dedi içimdeki ses. İyi olup olmadığım onu ilgilendiriyormuş gibi. Ben,onunla çok uzun zamandır konuşmuyorum aslında. Cevaplarım hep kursağımda kaldı,heveslerimle aynı yerde. Hayallerim onlardan biraz daha altta yıkılmayı bekliyor. Kalbimde. Çok uzun sürmez diyorum kendi kendime,yıkılması. İçimdeki ses de inatla benim aksimi söylüyor. Umutlarım da ona eşlik ediyor. Bitmez tükenmez umudum oradan geliyor işte. Tamam diyorum aynaya bakarak,buraya kadar bir şey bekleme artık. Hayır diyor içimdeki ses;dışarıya,insanlara bak. Bakıyorum da artık eskisi gibi konuşamıyorum insanlarla uzaktan. Önceden hiç tanımadığım insanlar hakkında “Bu kesin çok mutlu,bu da sanırım biraz benim gibi ama bu kadın çok farklı kesin çok derin yaraları var” derdim kendime. Bilememezdim çoğunlukla. Ben inanmak istediğimi söylerdim çünkü kendime. Hiç kimse kötü değildi,herkes bir yerlerde birilerine iyiydi. Ama o yerler buralar değildi,o birileri de biz değildik. Biz göremedik o iyiliği.

Sonra konu yine benden açıldı. Yanımda duran fesleğene dokunup o kokuyu etrafa saçtım,içime çektim. Tek kişilik kahvemden bir yudum aldım tam rahatlar gibi oldum içimdeki ses yine hiç susmadan konuşmaya başladı. O konuştukça yutkunmam zorlaştı. Hak etmediğim halde duyduğum onca söz yüzüme tokat gibi çarptı tekrar. Hiç cevap vermeden konuştu dakikalarca. Kanmıyorum ona bu sefer. O sesten öte içimde biten bir şey yeniden bitiyormuş gibi bir his var. Yok olmak,hiç olmamış gibi olmak. Ben de isterim hiç bitmesin,bütün güzellikleriyle gelsin hayat. İstemekle olsaydı zaten.

Zoraki pencereyi açıyorum,gökyüzüne bakıyorum öyle boş boş. İçin sıkılırsa gökyüzüne bak edebiyatına çok inanırdım önceden artık ona da inanmıyorum. Yitirilenlerle beraber bakıyorum. Renkler ölmüş,sesler kesilmiş. Renkler ölür mü hiç? Ama ölmüş işte. Ölmeden önce de her şeyin iyileştiğini düşünen yaşlı bir adamın yaşama hevesi var havada. Acaba yaşlı adama iç sesi ne diye sesleniyor diye düşünmekten alamıyorum kendimi. Keşke O’nun bütün acılarını alabilsem. Ama kimin? İşte ben böyleyim,böyle olmasam keşke,hiç olmasam. Acı çeken birini gördüğümde bütün acılarını sahiplenesim geliyor. Sokakta üşüyen birini gördüğümde,eve gelip ısındıktan sonra yüreğim ısınmıyor. Çıplak ayakla sokaklarda koşuyormuşum gibi hissediyorum. Hasta birini gördüğümde ağrıyan başımdan utanıyorum. Bunları da hep söylüyorum,iç sesime değil ama herkese. Sevgimi,vicdanımı,şefkatimi hiç içimde saklamadım. Hepsi dile geldi;onların başını okşadı,sırtını sıvazladı. Bu da bana yetti. Onlara ne denli yettiği hakkında en ufak bir fikrim yok ama.

“İyi misin?” diye sordu içimdeki o hiç susmayan ses. Ne duymak istediğini anlamadım. Yoruldum dedim. Uzun uzun anlatmaya mecalim kalmamıştı çünkü. Benim dışımda bir hayat yaşanıyor,akıp gidiyor ben de kendi hayatımda figüran gibi sıramın gelmesini bekliyorum bir köşede. Kapı açıldı o sırada,bütün gün hiç yorulmamış gibi kocaman gülümsemesiyle annem girdi içeri. “Kızım dedi,güzel kızım.” Yoruldun mu annem dedim,otur bir kahve içelim. Yorulmadım yavrum ama yap da içelim haydi dedi. Nereye koyacağımı bilemedim bu cümleyi. Benim de yorgunluğum mu varmış dedim içimdeki sese. Sanki o yorgunluk annemi gördüğümde ilk trene atlamış gitmiş. Şimdi iyiyim. Bak şimdi buradayım ayakta ve yine umutlu. Teşekkürler anne,teşekkürler hayat.

Sesler Ve Renkler


2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.