SERBEST

Başlıkları sevmem. Sınırları, kuralları, hatta kuralsızlık ve sınırsızlıkları da. Temelde hepsi aynı şeye hizmet eder; özgürlüğü dizginlemeye. Oysa özgürlük herhangi bir kısıtlamadan uzaktır. Kısıtlanmamışlıktan da. Esasında özgürlük tamamen doğal, tamamen insanidir. Dış müdahaleyi sevmez. Açıkçası dışarıdan yüreklendirmeye de ihtiyaç duymaz. Dıştan hiçbir şeye açık değildir kısacası. Aksi halde adına özgürlük diyemeyiz. Belki oyunu kurallarına göre oynamak diyebiliriz. Oyun oynamayı ve özellikle kuralları içinde kalmayı sevmem. Dolayısıyla yine dönüyorum başa. Özgürlük özgürlüktür. Ne eksik ne fazla. Ne ileri ne geri. Ne daha özgür ne daha azdır.

Serbest kelimesine de gıcığım. Serbest, şiire ön ad olarak eklendiğinden beridir iki kelimeyi yan yana getiren adına şiir der oldu.  Aa, sakın yanlış anlamayın söylediklerimi. Önermenin tersi de doğru demek değil. Serbest şiire hiç karşı değilim. Bizatihi şiirin serbestini severim. Özgürlüğe olan tutkumdan anlamışsınızdır. Her şeyde olduğu gibi burada da kuralları reddediyorum.

Serbest şiiri serbest yapan özgürlükse de şiir yapan bazı özellikleri de bünyesinde barındırması gerektiğini düşünüyorum. Yani düz cümleden, düz anlamdan daha fazlası olabilmeli şiir. Hislere hitap edebildiği kadar mantığı da kabullenmeli bence. Şair insanı şaşırtmalı bazen, çarpmalı suratına gerçekleri. Kıskandırmalı o kelimeleri bir araya getirmiş olmayı, okuyan kişi. İçinde bir yerlerde bir yaraya, gizli kalmış bir tutkuya, dudakta asılı kalmış eski bir hüzne temas etmeli şiir. Apaçık olanlarla olduğu kadar sakladıklarına da ulaşmalı. Pandora’nın kutusu gibi açmalı insanın hafızasını. Kelimelerle, okuyan kişinin içinde fırtınalara, sellere, su baskınlarına, depremlere, yangınlara bazen… Lunaparklara, sahillere, pamuk şekerlere, çiçek kokularına, yaz yağmurlarına, yaprak çıtırtılarına… Kreşin halıfleks kokusuna, biçilmiş çimen kokusuna… Gazoz ve yaş pasta tadına… Rüzgarın teninde bıraktığı minik kıvılcımlara… Aşka, huzura, ıstıraba, hayal kırıklığına…

Şiir, insanı insan yapan ne varsa hepsine dokunabilmeli…

*

Görsel: Carola68 from Pixabay