Pamuk ipliğine bağlıydı aslında. bunu o yıllarca düşünmek için oturduğu o koltukta düşündü. Baktı koltuğuna kaldırdı kolunu incelmiş bir tabakayla karşılaştı. Kalkıp uzaktan da baktı şöyle oturduğu yerin çöküşüne. Güldürdü bu durum onu hep aynı yere yaslandığını düşündü. Neler gördüğünü o pencereden ,hangi meseleleri hallettiğini, kaç gece sızlandığını düşündü durdu yüzünde tebessümle. Oturdu tekrar koltuğa üzerindeyken düzeltti duruşunu. Baktı penceresinden karşıdan gelen elinde ekmek olan , çocuğa takıldı gözü kapattı açtı gözünü gözünün önüne geldi kendi çocukluğu. Altı ekmek bir poşette zorlu taşıyışını düşündü. Sabahın erken saatleri babası iki kaşını çatmış minicik kızdan ekmek bekliyor. Bilmiyor yolda iki kere düşürme tehlikesi yaşadığı ekmeğin durumunu. Tüm gücüyle masaya ekmeği kaldırdı. Ekmek bir çırpıda bölüşüldü herkes yemeğe başladı küçük kız elinin üzerinde ekmek tozunu çırparak annesinin limonla kurduğu, yemeğe doyamadığı yeşil zeytinden ağzına bir tane attı. Bir parçada ekmek aldı eline . Daha tam doyamadan babasının sofradan kalkmasıyla herkes bir anda dağıldı.Annesi toplamaya başladı.Kendiside kalktı ipi sökülmeye yüz tutmuş bebeğiyle oynamaya başladı. Gözü bebeğin kolundan sarkan ipe takıldı.Sökük iple oynamaya başladı. Odayı annesi girdi bir küçüğünü sahip çık diyip odadan çıktı. Küçük kardeşi görmeden yatağın altına bebeği sokmaya çalıştı.Bir küçüğü durur mu hemen gördü bebeği sızlanmaya başladı. Hemen çıkardı bebeği verdi eline. Orasıyla oynadı burasıyla oynadı bebeğin koluna geldi sıra başladı çekiştirmeye çekti kopardı kolunu. Sonrasında da koltukta oturan kadın kendine geldi. Ne ekmekle yürüyen çocuk kalmış ortada ne güneş ama elinin altında pamuk ipliğini koparmış elindeki ipi yere silkeledi. Kapı çaldı kalktı açtı kapıyı girdi eve iki kişi kaldırdı gözü gibi baktığı koltuğu.Yeri bomboş kaldı oda. Oraya bir sandalye çekip öylece izledi. Sabahki anısı geldi aklına tebessümüyle baktı dışarıya. Ertesi gün güneş vurmuş boş zemine yeni bir koltuk geldi ama bir türlü sığdıramadı kendini o koltuğa. Bir yanına koydu elini bir kollarını bağladı. Çevirdi ,kaydırdı oturamadı ama düşünmeye başladı. Dalmaya çalıştı eskiye izin vermedi üzerinde oturduğu koltuk nasıl anlamadı zamanın geçtiğini tek bildiği vardı ne o eski kız gelecekti ne de pamuk ipliğine bağlı olan eski koltuğu.