Şeker Portakalı: Okunması Şart mı?

0
83

Jose Mauro De Vasconcelos, 26 şubat 1920’de Rio de Janeiro yakınlarında doğdu. Annesi Kızılderili, babası Portekizli yoksul bir ailenin, beşinci çocuğuydu. Beş kitaplık Şeker Portakalı serisinin yazarı ve kaleme aldığı anıların sahibiydi.

-Elimden gelse, seninle iki yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.

-Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?

-Gider gibi yaparız.

(Sayfa 157)

İlk kitaba ait olan bu satırlarda küçük Zeze’nin söylediği, “gider gibi yaparız” bizlere çok şey anlatıyor. Bir konuda, -mış,-miş gibi yapmak, hayal kurmak, imkansızlığı kolaylaştırma çabasında bulunmak. Kısaca, çocuk olmak. Kitabın her bir satırında, bir yerlerde kaybettiğiniz çocukluğunuz yaşıyor. Reklamlarda gösterilen, eli yüzü temiz ve iyi giyimli çocukluklardan değil. Ağzına hiç kötü söz almayan, sadece çiçek ve böcekleri merak eden, bütün gün usluca oynayan bir çocuk değil bahsi geçen. Kitabın bu kadar etkileyici olmasındaki asıl sebep, sevdiğimiz ve kaçtığımız bütün gerçeklerin bir arada yazılmış olması.

Peki kitapta neler anlatılıyor?

Düşük gelirli bir ailenin, bahsi geçen dönemin Brezilya’sında nasıl hayata  tutunduğunu ve yaşanılan maddi sıkıntıların büyüklüğünü görüyoruz. Eve yorgun gelen bir annenin veya tüm gün dışarıda iş arayan bir babanın veyahut ev işleriyle uğraşan genç bir ablanın stresini görüyoruz. Fiziksel yorgunluklarını, evin haşarı çocuğunu döverek çıkardıklarını, mental güçsüzlüklerini, karşısında ağlayarak attıklarına şahit oluyoruz. Baş karakter Zeze’nin, sarışın ve meraklı bir oğlan oluşu, kafamızda çok tatlı bir çocuk figürü canlandırıyor. Maruz kaldığı şiddet ortamına, belki bu yüzden daha da fazla içerliyoruz. Sayfalar arasında gezinirken, bu tatlı oğlanın yaptığı yaramazlıklar gözümüze hiç çarpmadan yüzümüzü güldürüyor.

Kitabın bir çocuğun gözünden kaleme alınması, istemsiz bir merhamet duygusu ile olaylara bakışınızı kuvvetlendiriyor. Küçük bir çocuğun omuzlarına alması gereken yüklerden daha fazlasını sırtladığı için, Zeze, akıllarda yer ediniyor. Yeni bir çift ayakkabının, parlak bir bisikletin hayalini kurmayan, küçük bir yetişkin olarak çıkmıyor karşımıza. Yaşının getirdiği bütün çocuklukları yapıyor lakin bunların ötesinde, kalbinde herkes için kocaman bir yer olduğunu görüyoruz. Küçük yaşına rağmen, kendisinden küçük kardeşine ağabeylik yapabilen, elinden tutup hayal dünyasının parıltılı kapılarından geçiren, şarkı söylemeyi öğreten bir ağabey de olabiliyor, komşunu çorap ile korkutan bir ufaklıkta. Parlak zekasını, yetişkin bir adam ile arkadaşlık edebilmesinden ve okumaya çok erken başlamasından anlayabiliyoruz.

Kitapta sadece Zeze mi var?

Zeze’nin dışında, kitapta bahsi geçen bir sürü karakter var. Her birisi uzunca anlatılmamış ancak hayallerinden, neyi sevip neyi sevmediklerinden kısaca geçilmiş. Annenin ve Luis’in (küçük kardeş) görüntüsü, betimlemesi uzun olan yan karakterlerden. Belki de en uzunları. Kitapta daimi olan ve kısaca uğrayıp kaybolan herkesin, Zeze ile yaptıkları bir kaç konuşmadan sonra, nasıl insanlar oldukları konusunda bir fikriniz oluşuyor. Mekanlar fazla detaylandırılmamış ancak bir çocuk için dikkat çekici veya önemli olan şeylerin detaylarını okuyabiliyorsunuz. Zeze’nin en iyi arkadaşı haline gelen şeker portakalı fidanı dahil, etrafta birden fazla ağacın olduğu fakir bir semt canlanıyor kafanızda. Sokak ilerledikçe, muhit zenginleşiyor. Zenginin sofrasından gelen koku, fakirin karnını doyurmaya yetmiyor. Kitapta zaman zaman adaletten dem vuruluyor.

Kitabın devamı olan seride, Zeze ile birlikte büyüyor ve genç bir delikanlı oluşunu görüyoruz. Kendisi ile birlikte düşünce ve istekleri de büyüyor. Tanıdığımız sevgi dolu çocuğun, ergen ve kızgın bir genç adam olduğunu okuduğumuzda, gerçeklik hissini tekrar yaşıyoruz.

Şeker Portakalı kesinlikle okunmalı mıdır? Okunmazsa ne kaybedilir?

Okunmadığı takdirde neler kaybedebilecek olduğunuz size bağlı ancak okunduğu takdirde, eğer çok güzel bir çocukluk geçirmiş iseniz, çocukluğa bakışınız değişip, gelişebilir. Tersi durumda, zorlu bir çocukluk geçirmişseniz, her bir satırına empati ile bakacak ve Zeze’nin önünde şekillenen hayata, suratınızda buruk bir ifadeyle eşlik edeceksiniz. Şeker Portakalı, hayal kurmayı unutmuş tüm yetişkinlere ve bir fidanın arkadaşı olabileceğini bilmeyen tüm çocuklara çok iyi gelecek, unutulmaz bir kitap.

 

Şeker Portakalı: Okunması Şart mı?


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.