SEFER TASI

Ben 9 yaşındayım, Ali 13 yaşında o zamanlar. Ben çocuk gazetesi okurken Ali berber Mustafa amcanın yanında çıraklık yapıyor. Mahalledeki kocamış evlere gider, yüklerini sırtlanır sonra tıraş edip geri dönerdi. Mahalleli çok severdi Ali’yi, benim gibi. Ben, Döne.

Ben 11 yaşındayım, Ali 15 yaşında. Ben kuran kursundayken ali marangoz dilaver amcanın yanında çıraklık yapıyor. Mahalle dışına ilk kez çıktı o zamanlar. Lafı gelir, çok severlermiş aliyi. Benim gibi.
Ben 13 yaşındayım, Ali 17 yaşında. Ben biçki dikiş kursunda nakış yaparken Ali tamirci Musa abinin yanında kalfalık yapıyor. Mahallenin parlak çocuğu diyorlar bizim kızlar, Ali için çok seviyorlarmış benim gibi. Ali’nin beni sevdiği gibi çok.
Mahalle kahvesindeki babama azık götürmek için kucaklardım sefer tasını, Ali’nin kalfalık yaptığı dükkânın önünden geçerken sefer tasını tıkırdatır, adımlarımı yavaşlatırdım. Geldiğimi anladığı an gözükürdü içerden. Zaman ikimizin arasında kıvranır dururdu. Eli yüzü pas dolu, tozlu. Alnından bir ter düşer yanaklarına. Tam o an yeryüzündeki tüm kuşlar kanat çırpardı, Ali’nin sevgisini fısıldardı kulaklarıma.
Ben 15 yaşındayım, Ali 19 yaşında. Ben hala biçki dikiş kursunda nakış yapıyorum, ali tamirci dükkânını çeviriyor. Hala dükkânın önünden geçerken adımlarımı yavaşlatır, elimde varsa sefer tasını yoksa yerdeki taşları tıkırdatır adımlarımı yavaşlatırım. Kan ter içinde gözükür içeriden, bir gülümseme yayılır mahalleye. Eteklerim uçuşur onun rüzgârı ile. Gökteki kuşlar duyar, aramızdaki o sırrı. Ben Ali’nin bu sırrına vurgunum.
Ben 16 yaşındayım, Ali askerde.
Ben 17 yaşındayım, Ali askerden henüz geldi. Ardından mektubu ve bir kare fotoğrafı geldi.
‘Döne’m! Sensiz tam beş mevsim geçti. Şimdi vuslat vakti. Çeyizini hazır et.’
Ben hala 17 yaşındayım, Ali 21 yaşında. Mahallenin parlak çocuğu evleniyor fısıltıları sarmış tüm sofraları.
Kuşlarda bir telaş, rüzgârda bir dinginlik var. Artık ali ile aynı yastıkta bitiriyoruz günü. Ben mahallenin parlak çocuğu ile evlenen Döne.
Ben 18 yaşında henüz yüklüyüm, Ali 22 yaşında…
Ali’ye azık götürmek için kucakladım sefer tasını, aynı heyecan aynı telaş sefer tasını tıkırdatarak adımlarımı yavaşlattım. Ali gözüktü içeriden, gözlerinde bir bahar vardı bu çocuğun. Ben zaten Ali’nin bu sırrına vurgunum.
O gün akşam eve gelmedi Ali, haberi geldi. Bir haydut vurup kaçmış.
Ne Ali hayatta ne de yavrumuz. O sene tüm evleri bahar bulurken kışın ortasını yeleksiz yaşadım ben.
Ben 47 yaşındayım, Ali hala 22 yaşında.
Sefer tası tıkırtısına bahar getiren, alın terine kuş cıvıltıları sığdıran o yar!
o yar gelir Ali’m!