Sarhoş Dede

0
121

kuşların uçuştuğu hafif sakin bir parkta oturuyorduk. telefon elinde telaşlı bir şekilde dayısının aramasını bekliyordu. yüzündeki telaş çektiğim fotoğraflara bile yansımıştı. ben rahat bir o kadar huzurluydum. havada tam bir ankara soğuğu vardı. ama gökyüzü güzeldi. göstermelik bir güneş arada üstümüze vurup kaçıyordu. o sırada bir dede geldi. sabahın köründe fena içmiş belli. radyosu elinde, cebinde oynamalık kaşıklar… koydu bir kenara radyoyu. kafası nasıl güzelse artık açmayı bile unuttu şarkısını. çıkardı kaşıklarını, başladı oynamaya… sormayın nasıl oynama. tüm dünya etrafında dönüyor olabilirdi o an. her şeyi kenara bırakmış başının dönmesine eşlik ediyor gibiydi. bağıra çağıra şarkılar söylüyor. bir yandan da alaveresiye oynamaya devam ediyordu. siyah şapkası, bu havada taktığı güneş gözlükleri bile dikkat çekmiyordu dünyadan bir haberdi. kaşıkları ve dansı dışında ilgi odağı kalmamıştı bizde. bıyık altından gülmem bir süre sonra kahkahaya dönmüştü. mavi beyaz çizgili kravatı, siyah gömleği, kahverengi kemerine taktığı anahtarları, siyah pantolon ve ayakkabıları… bana bir şeyi çağrıştırıyordu, bir türlü bulamadığım bir şeyi. dünya umrunda değildi. etraf ve etraftaki düşünceler… daha önce sarhoş olmadım ama kafasının nasıl olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. eğleniyordu. kaşık sesleri bir yana o seslere uyumlu bağırışları bir yanaydı. etraftakileri de bu alaycı dansına davet eder gibi bir hali vardı. biz o sırada kalktık, sorun hallolmuştu. ama biraz yürümek gerekti. bir süre sonra tekrar arkamızda gördük bu sarhoş dedeyi. radyosu elinde salına salına, düştü düşecek yürümeye devam ediyordu arkamızdan. tam bir saykoydu. etrafa da eğlence çıkmıştı. hem kafasını dağıtmış, hem de gülen suratlar bırakmıştı. anlaşılan ara sıra da olsa dalgaya yaşamak gerekiyordu hayatı.

Sarhoş Dede


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.