Sadeliğin Büyülediği Kitap: Bizim Büyük Çaresizliğimiz!

5
949

Kitabı okuyalı uzun zaman oldu.

Aynı adla uyarlanan filmini yakın tarihte izleyince inceleme yazısını yazmak istedim.
Kitaplardan uyarlanan filmlere karşı ise hep mesafeli olmuşumdur, çoğu zaman hayal kırıklığı yaşatmışlardır. 62. Cannes Film Festivali’nin “Atölye” bölümüne seçilmiş olmasına rağmen ne yazık ki bu film benim için hüsranla sonuçlandı.

Kitabın hissettirdiklerinin çok uzağında kaldı çünkü.

Kitapta iki orta yaşlı adamın kendilerine emanet edilen ve gözlerinin önünde genç bir kızdan kadına dönüşen ’e aşık olmaları konu ediliyor.

Her ne kadar bir kadın ve ona aşık iki adamın yarattığı üçgeninin hikayesi gibi düşülse de, asıl vurucu nokta Çetin ve ’in gerçek olduğuna inanılması güç olan dostluk ütopyası idi. Anlatıcı olan karakterinin en yakın dostu Çetin’e iç döküşlerini, özenle seçilmiş naif kelimeleri hayran bıraktı.

, mükemmel tasvirleriyle okuyucuyu hiç yormadan akıcı ve büyüleyici bir üslupla kalem almış kitabı, bir solukta okudum.

Altını çizdiğim bazı bölümler ise şöyle:

“benden okumak için önermemi isteyenlerin
kalbimi de istediklerini sanıyordum; hâlâ öyle!”

“Aile bir mayın tarlasıdır, birey olabilmek için oradan sağ salim çıkabilmek gerekir.”

“ ‘en büyük ahlaksızlık, demiştim kendi kendime bir aşkı yaşamamaktır. hayatı mümkün olan en geniş haliyle yaşamak gerekir, demiştim.’demiştim de bir türlü durumumu o genellemelere uyduramamıştım yazarın deyimiyle… bir kaç saat sürdü bütün kitabı okumam… yine akıyordu kelimeler, cümleler… diyordu ki “aşk eşitler arasında yaşanır” oysa asıl eşit olmayanların arasındaki aşktı, kavuşamamaktan doğar çünkü aşk imkansızlıkla beslenir.”

“Nihal, daha doğrusu ona beslediğim yaşanmamaya mahkum aşk, beni bir erkeğe indirgemişti. iki yıl boyunca bütün sınıflandırmaları kadın ve erkek başlıkları altında yapmaya zorlamıştı. halbuki bulutlar da var, kediler de, yeşil bitkiler, binlerce yıldır yeri değişmeyen taşlar, mutfakta bulaşıklar, kenarı kıvrılan kilimler, kar altında kalanlar, sınıflandırmalara tabi olmayanlar…

“Oysa ben, iki yıl boyunca, bir erkekten başka bir şey olamamıştım. Aşkın insanı zenginleştirdiğini biliyorduk, fakirleştirdiğini de bilelim.”

“İnsan severken basit sınıflandırmaların sınırlarını değil, kendi sınırlarını görür, kendi sınırlarında dolaşır, kendi sınırlarına değer.Benim bildiğim tek sınır bu.”

Keyifli okumalar.

Yazar: Barış Bıçakçı

Yayınevi:

Alan: Çağdaş Türkiye Edebiyatı

Tür: Roman

Baskı: 1. Baskı Eylül, 2004

17.baskı – Şubat 2018

Sayfa Sayısı: 167 Sayfa

Sadeliğin Büyülediği Kitap: Bizim Büyük Çaresizliğimiz!


5 YORUMLAR

  1. Ben filmi çok beğenmiştim aslında, Altın Ayı için yarışan filmler arasındaydı hatta.
    Öncesinde kitabı okumadığım için sizin gibi yorumlayamam tabi ki.
    Kitabın filmden daha güzel olduğunu söylediğiniz için ilk fırsatta okuyacağım.

  2. Söylediğiniz gibi “Altın Ayı” için yarışan vb. başarılar elde eden bu filmi yorumlarken “kötüydü” demek çok sığ bir eleştiri olur.
    Zira ben, filmin “kitabın bende yarattığı etkiye ulaşamadığı için” hayal kırıklığı yarattığına değinmiştim.
    Kitap okurken yönetmen koltuğuna geçiyor ve filminizi çekiyorsunuz aslında, aynı tadı yakalayamadığınızda da benim gibi hikayenin içine dahil edemiyorsunuz kendinizi.
    Ben, kitaptan kırpılmış yavan kesitler izledim sadece; filmin hissettirdiği bu oldu.
    Sadece filmi izleyen biri ile kitabı okuduktan sonra filmi izleyen kişinin bakış açılarının ve beklentilerinin aynı olması mümkün değil zaten.
    Kitabı okuduktan sonra yorum yazarsanız çok mutlu olurum, okurken çok daha farklı duygulara savrulacaksınız çünkü.

    Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.