Dökülmüş kapının boyaları dokunuyorum, elimle daha da kavlatıyorum boyasını. Altından çıkan kahve kapı daha güzel geliyor gözüme uzun zaman harcıyorum yıllardır çıkmakta zorlandığım kapının başında. Yıllardır arka yüzüne baktım beklide farklı geldi bu yüzü bana ondandır diye düşünüyorum. Yürüyorum başka bir odaya bir ses bir nefes bulmak için ama aklımdan çıkmış tek yaşıyorum bu evde. Öylece kapattım kendimi bu yere yok yanımda yamacımda bir insan en çokta bu üzüyor beklide beni. Ama çıkmadım ki o yatmaktan göçmüş yatağımdan bırakmadım hiç yaz kış yorganımı sarıldım sarmaladım da durdum. Neydi o öyle yıkamaya korkuyordum şekli değişir diye ama bugün karalıyım çıkacağım dışarı. Aslında balkonda otururken duydum komşulardan da yağmur çok olacakmış bugün. Ama olsun aldım göze ıslanmayı giyeceğim botlarımı onlar korur hem bir damla yaştan ne gelebilir başıma. İşte korkutuyor bu beynimin içindeki kız beni öyle otur oturduğun yerde diyor ne vardı yani gezsem tozsam bende. İstemiyor şöyle bir temiz hava almamı. Ama bugün söz geçirdim ona çıkıcım yürüyeceğim mahallemde severim mahallemi de tanırım yüzleri yakın hissettiriyor bana orası ayrı tabii. Giyiyorum kırmızı yeleğimi üstüme zaten botlarımı giydim atıyorum evin kapısından dışarıya adımımı. Kapı paslanmış yağmur suyundan sanırım yani öyle varsayıyorum. Bir indim merdivenlerden bırakacağım ama o kızı kafamdan çıkarıp bir yere. İstemiyorum daha fazla benimle konuşmasını, hep milletin lafıyla geliyor bana anlatıyor da anlatıyor beynimi yıkamak için. Ha kulak asmıyorum orası ayrı karar verdim bir kere sabah da konuştuk uzun uzun. Israrcı benimle kalmak konusunda ama artık istemiyorum beni kötü hissettiren insanları yanımda. Sanki dışı pas parlak bir elmayım içime kurt düşmüş bitirmiş beni üzüldüğümde engellemiş sevindiğimde düşündürmüş bana şöyle bir oturup hakkıyla üzüldüğümü hatırlamıyorum. Erteledi de erteledi hüznümü sevgimi nerede şimdi onları da bilmiyorum kaçtı beynimde bir yerlere. Ama bu mahallenin temiz havası yağmur kokusu beni kendime getirecek çocukların sesleri cıvıl cıvıl, köşedeki bakkaldaki amcanın tavla taşlarının çarpıştırma sesi bir benim sanırım keyifsiz şöyle sakin bir yer bulsam bırakacağım tüm derdimi kederimi içimdeki beni çıkaracağım ben olmayanı. Aslında yürürdüm de yürüdüm etrafımda bol bol bakındım. Yemyeşil ağaçlarla sarılmış bir evin önünde taşa oturdum baktım gökyüzüne evden çıktığıma göre de açılmış gökyüzü pas parlak vuruyor yüzüme. Attım ne düşünüyorsam o evin önüne hem rahat etsinler orada bensiz. Kalktım taştan üstümü silkeledim, arkama bakmadan yürüdüm.