Ruhu Parçalayan Ürperişler

0
490

Ürperiyorum. İnsanlardan ürperiyorum.
Yüzleri olan insanlardan ürperiyorum: Birçok yüzü olan insanlar. Yüzsüz insanlar. Yüzemeyen insanlar. Yüzleriyle yüzemeyen insanlar. Yüzdükçe boğulan insanlar. Boğuldukça yüzmeye çalışan yüzsüz insanlar. Boğulmalarını yüzsüzlükleriyle alakasız sanan insanlar.
Hepsi, tüylerimi öylesine ürpertiyor ki, diken diken olan kıllarım vücuduma batmaya başlıyor ve ruhumu emiyor. Ruhumu emen şey: saymakta zorluk çekmem. Sayamıyorum. Gerçekten sayamıyorum. Kaç tane yüzleri var? Saymak bu kadar zor olmamalı. İntegral hesabı filan denesem olacak belki. Yok. Yok olmadı. İntegralle bile kaç tane yüze sahipsin bulamadım. Kafam çok karışık. Ruhum çok bulanık. Gözlerim fena acıyor ve sigara dilimi uyuşturuyor. Uyuşan dilimle sana ettiğim küfürler anlaşılmaz hale geliyor. Zaten sen, sana küfredilmesini bile hak etmezsin. Yine de bir küfür daha etmeye çalışıyor, başaramıyorum. Gözyaşlarıma karşı koyamıyorum. Düşüncene karşı koyamıyorum. Kokuna karşı koyabiliyorum artık. Pazardaki amcaların sesinden farksız sesin. Üç lira, üç lira, üç lira oldu abla, abla üç lira oldu al bak kaçırma, al al al, kaçırma, iki oldu, iki lira yaptım! Ben az önce üç liraya aldım ama? Ee napayım abla? Bir liramı verecek misin? Az önce üç liraydı şimdi iki, keşke bekleseydin biraz. Abla çıldırır, başörtüsünü kafasından fırlatır ve, “ben artık ateistim, sokarım böyle işe!” diye bağırır. Neyle sokacağını o da bilmez, şişe filan belki, ya da çomak. Sonra yine düşüncelerim sana gelir, küfürler değil, özlem değil, bilmiyorum ne gelir: Yüzünü seçmek gelir. Kaç tane yüzün olduğunu saymaya gelir yine sıra. Yoksa yüzsüz müydün? Bilmiyorum ki. Çok yüzlü müsün, yüzsüz müsün yoksa hayal misin? Kafamda uydurduğum bir şey ama, beni bu denli yaralar mı? Yaralamaz. Kötülük etmez bana. Kalbimi kırmaz. Ruhumu parçalamaz. Yüzsüzlük ya da çok yüzlülük yapmaz. Okşar. Sever. Değil mi Olric? Evet efendimiz. Yaksana şu sigaramı Olric. Çok olmadı mı efendimiz? Beni sorguluyor musun Olric? Bu ne cüret Olric, görmüyor musun ne acılar içinde olduğumu? Haklısınız efendimiz. Hah şöyle Olric. Baksana, sence çok yüzlü mü daha tehlikelidir, yüzsüz mü Olric? Çok yüzlü ile yüzsüz aynı şey değil midir efendimiz? Nasıl? Hiç yüzü olmayan biri, yüzden yüze, şekilden şekle girer, yalandan yalana bürünür, “asıl” yüzü yoktur, gerçek bir yüzü yoktur ve gece çöktüğünde yüzündeki bütün o öteki yüzlerini çıkarır, kenara koyar ve yüzsüz yüzsüz kahvesini yudumlar; gün içindeyse yüzlerini takınır, sahte yüzlerini. Maskeden mi bahsediyorsun Olric, maske değil midir bu? Hayır efendimiz; maske kimseyi kırmaz, yok etmez ruhları, maske atalarınızın dediği, “nabza göre şerbettir,” duruma uyum sağlamaktır, kendini saklamaktır fakat yüz takınmak, yalancılığın daniskasında kulaç atmaya benzer, bu daniskalar diyarı öyle bir denizdir ki, uçsuz bucaksız, utanmanın olmadığı bir evren efendimiz; utanma yoktur orada, utanmadıkları için de, acıya yer yoktur, acı çektiklerini sandıkları şey: denizin içinde boğdukları kişilerin tırnaklarının çırpınışları, onların vücutlarını tırmalayışıdır, başka değil efendimiz.
Korkuyorum Olric. Neyden efendimiz? İnsanlardan. İnsanlar beni ürpertiyor. Onlar korkunçlar Olric. Korkunçlar.

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.