Ressam Olduğunuzu Biliyor Muydunuz?

0
195

Bir tuvale vurduğunuz ilk boya darbesi, beraberinde sonsuz olasılık getirir. Bu olasılıkları eleyerek ilerlediğinizde ortaya bir resim çıkar. Sizin seçimlerinizle oluşmuş bir resim. Seçimlerinizi duvardaki bir çiviye astığınız zaman buna sanat deriz. Hayat da tam olarak böyledir. Başlangıçta, fırçanın ucuna alınmış küçücük bir boya tanesi vardır. Hayatınızın tam ortasında, çizdiğiniz tüm çizgiler ve karıştırdığınız onlarca boya arasında, seçtiğiniz ilk rengi hatırlarsınız. Bazen her şeyin suçunu o renge atarsınız. Bazen bütün övgü o renge aittir. Bazense başka bir renk seçsem şimdi bu resim nasıl olurdu diye düşünür durursunuz. Siz resme, resim size bakadurursunuz. Resim bittiğinde, duvara asılmaya değer olup olmadığının kararı sadece size aittir. Başkaları, duvarda yerini almış bu sanata ancak yorum yapabilir, dinleyeceğiniz kadarını da siz seçersiniz.

Siz kendi hayatınızın ressamısınız ve fırçanın tartışılmaz tek sahibisiniz. Fırça değiştirebilir, boya değiştirebilir, boyaları karıştırabilir, silip tekrar çizebilirsiniz. Sildiklerinizin üzerine çizerken, arkada bıraktığınız izlere sinirlenirsiniz. Silginin güçsüzlüğünden yakınırken, izleri kapatmak için en koyu boyaları seçersiniz. Bu resme bakacak hiç kimsenin, silik izler görürse beğenmeyeceğini bilirsiniz. Belki de resminizi mavilerle giydirmek isterken, o izlerin inadına bir gece resmi yaparsınız. Gecenin siyahı, fırçanın ucundan kalbinize akar. Saklamak için uğraştığınız her şey, saklamayı başardığınızda sizin karanlığınızdır. Kim bilir, resminiz silik izleri olan mavi bir gök olsaydı beğenecek birileri var mıydı? Vardıysa da, sizi tüm o izlerle sevebilecek herkesten kaçtınız. Resim, cesaret ister ve cesaret her zaman alkışlanır. Siz kendinize ne kadar alkışı layık görmüştünüz?

Yavaş yavaş sona yaklaştınız.

Resminizi sergilemeye hazır olduktan sonra, onu sergileyebilecek en güzel yeri ararsınız. Sanki sanatınız mekana göre değişebilirmiş gibi, endişeli çabalarla sabahlarsınız. Büyük gün geldiğinde her şeyin en iyisi olduğundan emin olmalısınız. Bu önemli sergiye desteğini istediğiniz herkesi ve sanatınızı kıskanmasını dilediğiniz herkesi çağırırsınız. Aynı odanın içerisine hem gülücüklerinizi hem de nefretinizi koyarsınız. Davetliler sanat çalışmalarının arasında gezerken, odanın tam ortasında aslında siz parlarsınız. Emeğinizden kalan uykusuzluk ve terin, gururdan gelen parıltıya karıştığı endişeli siz. Endişesi, beğenilme arzusuna yenik düşen, gamzeli yanaklarıyla gülümseyen siz. Heyecanı arzularının önünde duran, kendisiyle hesaplaşmış ve bunu herkese göstermiş siz. Aslında sanat sizsiniz lakin insanlara bunu göstermenin yegane yolunu denediniz. Kendinizi en iyi yaptığınız şekilde anlattınız, bir resim yaptınız. Belki de bir şarkı söylediniz, bir oyun sergilediniz, bir ev yada bir kazak tasarladınız, pipetleri üst üste koydunuz ve gözyaşlarınıza benzettiniz. İnsanların sanat diyeceği bir şey yaptınız çünkü bu sizsiniz.

Kimsenin görmediği, kimsenin duymadığı bir yerde, kendi dünyanızda çığlıklar attınız. Ağlamaktan helak oldunuz, kimselere anlatamadığınız şeylere güldünüz, kahkaha attınız. Yargılanmamak için sakladığınız her şeyi, o gizli dünyada yaşadınız. Gözlerinizi, sizi ele vermemesi için aynalara kapattınız. Neyden ne kadar kaçarsanız kaçın, bu gün karşısında durduğunuz o güzel resim, sizin dünyanız. Dünyanızı sergilemekten çekinmeyin, bir yerlerde silik izli mavi seven birileri olduğuna inancınızı yitirmeyin. Unutmayın ki, ressamlar çok fazla eleştiriye maruz kalsa da ancak dinlemek istediklerini dinlerler ve günün sonunda sanat dediğimiz de, aklımıza ilk onlar gelirler.

Ressam Olduğunuzu Biliyor Muydunuz?


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.