POEM SOKAĞINDAKİ CİNAYET/2

… Katil herkes olabilir.
Poem sokağındaki o cinayet hala gizemini korurken bu sokağın sakinlerinin dışında çevre semtlerden gelen yüzlerce insan oluyordu.
Cinayet mi?
Burada mı olmuş?
Hangi şiir yahu?
Saat kaçta?
Silah mı kalem mi? Gibi onlarca soru soruluyor. Hepsi birtakım varsayımlar ile üstü örtülecek derecede cevaplanıyordu.
Gelelim poem sokağı sakinlerine hepsi ortak bir nokta bulmuş görünüyordu ‘maktul şiirden uzak, katil ise bir şair’.
Tabii bu olay ve ardından gelen kargaşa dışında hala şiirler yazılıp okunuyordu poem sokağında. Dizeler maktulün yerine hayat buluyordu. Poem sokağı sakinleri artık maktulün ruhundan kopan parçalar ile besleniyor gibilerdi.
Ardı arkası kesilmeyen soruşturmaların, cevabı bulunamayan soruların oluşturduğu kara bulutlar dolanıyordu gökyüzünde. İnsanların yüzlerinde beliren zift, şakaklarındaki kar birikintileri maktulün hala o sokaktan kaldırılmadığını gösteriyordu sanki.
Takvimler 8 Mayıs’ı gösterirken sabah 5 sularında poem sokağı dedektiflerin gelmesi ile hareketlenmişti. 3 özel dedektif, 5 polis dedektif kafa kafaya vermiş cesedin bulunduğu o alanda dönüp duruyorlar. Sokağın giriş ve çıkışları kapatılmış, poem sokağı sakinleri o alana davet edilmiş bekleniyordu.
Bu sonu gelmeyen şiire bir not iliştirmeye gelmişler.
Poem sokağı sakinleri ellerinde bir kalem bir kâğıt parçası alıp toplanmışlardı alana.
Dedektiflerin istekleri üzerine herkes elindeki kâğıda bir parça şiir yazacaktı.
Şiirler özenle yazıldıktan sonra toplandı.
Poem sokağı sakinleri ne olduğunu sorgularken dedektifler büyük bir ciddiyet ile kâğıtları inceliyorlardı.
Bir tuhaflık vardı olağanüstü bir tuhaflık tüm kâğıtlarda aynı şiirin aynı dizeleri yazıyordu.
‘görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa/ korkudan ölür
tahrip gücü yüksek
saatli bir bombadır patlar
an gelir
Attila ilhan ölür’
Bir anlamı olmalıydı, bir açıklaması olmalıydı. Poem sokağı sakinleri susuyordu.
Bir Attila ilhan şiiri ile karşılamışlardı dedektifleri ama neden?
Maktulden önce ölen birileri ya da bir şeyler olmalıydı. Dedektifler son adım olarak maktulün avucuna sıkıştırılmış o şiire bakmak istediler.
‘Şairler ölür, harfler sözcüklerden düşer…
Düşer sesin yankısı, susulur…
Ben mi?
sustum.
böyle anlaşılırım belki…’
Maktulden önce şiiri ölmüş.