Perestiş

0
220

Zihnimin en karanlık yerinden yazıyorum sana. Güneş görmeyen, sesin bile ulaşamadığı o yerden, içimden. Şimdi sana ”Çık gel” desem nafile. Zira şuanda bulunduğum yeri Piri Reis bile bulamaz. Öyle soyutlanmışım her şeyden ve herkesten.

Gözlerine dalıp giden gözlerim, sen gittiğinden beri tavana asılı kaldı. Akciğerlerim işlevini yitirdi ve çökme konusunda büyük bir başarı elde etti. Kalbimden bahsetmeye korkuyorum ama o da yuvadan ayrılmış bir kuş misali uçuyor ama nereye gittiğini bilmiyor. Tam sana alışmışken çekip gittin ya o gece, işte bir gecede cahil kaldım ben .Bütün bildiklerim senin sayende idi. Mesela bir bebeğin nasıl sevileceğini ben senden öğrendim. Ya da bir köpeğin başının nasıl okşanması gerektiğini .

Huzur dedim ben sana, aşk dedim, ömür dedim . Sen ise bir lâl gibi durdun karşımda. Sessizliğin belki kırılmışlığındandır diyerekten ben de sessiz kaldım ama bir süre sonra fark ettim ki bu kadar sessiz kalmak için paramparça olmak gerekiyormuş. Ben seni anlamak için binlerce lügat ezberledim, sen ise kapağı beğenilmeyip kenara fırlatılan bir kitap gibi fırlattın beni.

Kurulan hayalleri ve yaşanan gerçekleri yan yana koyunca bunca şeyin boşa olduğunu gördüm. Aslında suç sende değil bende imiş. Bile bile düşmüşüm bu dibe Mesela sen bir dar ağacı idin ben ise Deniz Gezmiş. Sen bir kürtçe şarkı idin ben ise Ahmet Kaya. Sen leyla idin ben ise ferhat .Sahilde kumdan kaleler yapan bir küçük çocuktum ben mesela, sen ise asi denizlerin devasa dalgası.

Mor renge olan aşkını benden iyi kimse bilemezdi. Saçlarını mor krapon kağıdı ile boyadığını bir tek ikimiz biliyorduk. En sevdiğin kitabı ilk ben sana almıştım hatırlıyor musun ? Bir cuma günü çok isteyip de alamadığın o kitabı sana kendi ellerimle getirmiştim . Her haftasonu yaptığımız piknikler unutulur mu sence ? Ben içinde sen olan hiçbir şeyi unutamadım mesela.

Hani benden giderken ”Kendine iyi bak” demiştin ya bana ,işte ben onu beceremedim biliyor musun? Annem bile tanıyamıyor beni artık. Çevremde ne kadar insan varsa hepsine göre ben bambaşka biriyim. Sana bir şeyler olmuş diyorlar. Halbuki bilmiyorlar bana bir şeyler değil bin şeyler oldu. İçimdeki isyana arş-ı âlâ bile zor dayanıyor.

Okuduğumuz ilkokulun orda ”Sana sarılayım”demiştin de ben sana yok demiştim hani. O gün keşke evet deseydim de son kez sana sarılmış olsaydım. Ama yapmadım çünkü senin kolların artık bana değil bir başkasına zincirli idi. Benim kollarım ise bana zincirliydi. Senin yanında göğüs kafesimi kıracak kadar hızlı atan kalbim o anda sessiz bir hâl almıştı. Kafamdan aşağıya dökülen kaynar sular beni hareketsiz bir puta dönüştürmüşdü. Yani sonuç olarak sen o yoldan ileri giderken ben tüm hayattan geri gittim.

Benden sonra başka kollarda mutlu olmaya çalışmışsın .Sen de haklısın ben sana istediğin gibi davranamadım. O yüzden yine canın sağolsun diyeceğim sana. Son nefesine kadar mutlu ol, mutlu öl. Gözünden yaşlar sadece mutluluk için aksın ve şuan sevdiğin adam bir ömür seveceğin kişi olsun .Kendine iyi bak, onu çok sev.

 

 

 

Perestiş


Önceki İçerikSatranç
Sonraki İçerikEski Bahçe Eski Sevgi
Trakya Üniversitesi Türk Dili Ve Edebiyatı öğrencisiyim. Yazı yazmaya çok küçük yaşta başladım. Bana göre yazmak,insanın '''burama kadar doldum'' dediği seviyeden sonra içindekileri kağıda dökmesidir. Kimi zaman da acılarını hafifletmek,mutluluğunu çoğaltmak için yaptığı bir eylemdir. Elbet kelimeler de kifayetsiz kalır kimi zaman lakin insan vazgeçmez yazmaktan... Ben de vazgeçmeyeceğim çünkü kalem ve kağıdın buluşması dünyadaki tüm aşklara taş çıkartır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.