PAMUK İPLİĞİNE BAĞLI HAYATLAR Şu son zamanlarda olanlardan sonra insanların yaptıkları hatayı mevcut koşullarla perdelemesine katlanamıyorum artık. Mevcut koşullar ne olursa olsun bir bireyi “insan olmaktan” nasıl alıkoyabilir? İnsanlık vasfını taşımak sahi ne zamandır bu kadar zor geliyor? Ya da insanlar bunca felakette nasıl göz yumabiliyor!

Felaketten kastım virüs değil gördüğüm en büyük felaket çocuklara, kadınlara, hayvanlara yapılan bunca eziyet. Savunmasız insanlar üzerinde uygulanılan baskıyla kendilerini güçlü sanan varlıklara kinim gün geçtikçe artıyor. Hataların üzerini örtmek için sarf edilen çaba yerine düzeltilmesi için çaba sarf edilse her şey çok başka olabilirdi. Hayatın evet pamuk ipliğine bağlı olan bir hayatın kararmasına neden olan hareketlerde nasıl iyi hal aranır aklım almıyor.

İşin acı tarafı tüm bunları kanıksamış olmamız. Belki de bu çağın en büyük sorunu KANIKSAMAK. Her gün tüm bunları duyup, şahit olurken biraz daha umudumu kaybediyorum insanlara karşı. ”Nasıl olur bunlar” sorusuyla başlıyorum beynimi kemirmeye, ruhumu lime lime ediyor bunlara kayıtsız kalmaya mecbur bırakılmak.

Dilim varmıyor söylemeye ama günlerdir tekrar tekrar okuyorum bir caninin/yaratığın verdiği cevabı. Bir baba, elbette o baba değil! Kızını taciz ediyor ve kendini savunma biçimi şu ” siz yaptığınız yemeğin tadına bakmaz mıydınız”….
Bu nasıl pişkinlik, bu nasıl bir çağ ve biz nerde yaşıyoruz. Ne ara kaybolduk bu kadar. Keşke herkes anne/baba olamasa. Belli bir turnusolü olsa anne/baba olmanın…

Ne zamandır insanlık kavramının içini dolduramayan kişilerle beraberiz? Hep mi vardı bunlar? Yoksa küçüktüm de her şeyden habersiz mi yaşıyordum? Sahi siz nasıl başa çıkıyorsunuz ruhunuzdaki bu yorgunlukla? Ön yargısız yaşayamaz oldum ve tabii ki hep tedirgin. Söylenecek çok şey var, sesi olmamız gereken nice çocuk, nice anne var.