ÖZNE VE YÜKLEM

 

Bazı şeyler birbirinden koptuğunda eksik kalırlar. Bu bir cümlenin ögeleri de olabilir, bir takım insan da. Bir fanusun içindeki iki balık da olabilir. O fanusun içindeki balığın dünyası onunla yaşayan diğer balıktır. Biri ölse diğeri de onun kahrından can verir. Dünyası batan elbet bir balık değildir sadece. Onca obje ve insanın içinde bağlanmış bir çok kimlik, bir çok ruh vardır.
Bense bir şairin dizesindeki cümlenin yüklemiyim. Yer cümlenin sonu değil ve yalnız kaldığımda kimsesiz, yalın ve biçimsizim. Öznesiz ve edilgen yapay, çirkinim. Yanıma nesneler de gelse, ekler, ögeler de gelse öznesiz sahipsizim. Beni ben yapan beni etkin ve etken kılan öznedir. Bense bir şairin eline bakarım. Biraz ruhuna, biraz düşüncelerine, biraz da kalemine bağlıyım. Ama en çok o özneye bağlıyım. Öznesiz kaldığımda kimsesizim, kime ne anlatırım, kimin cümlesiyim bilinmez. Bir hiçlikte kaybolmak kim ister?

‘’Yakılır.’’

Şair bunu yazdı başta. Canım yandı harfler birleşirken. Kim yaktı, kimi yaktı?
Sonra şair sildi ve şunu yazdı:

‘’Sözcükler yakılır.’’

Hayır yine olmadı. Hala eksiktim benim sıkıntım bu değildi. Neyin yakıldığı hiç değildi. Sebebi değildi. Kimdi? Kim yapıyordu tüm bunları? Kimliği belirsiz bir cesetin gömüldüğü yerden farksızdı bu dize şimdi.
Şair beni duymalı değiştirmeliydi bu sahipsiz cümleyi. Ben bir yüklemdim. Adım sanım yoktu. Gelen geçen herhangi biri okusa bu dizeyi kim için yazıldım bilemeyecekti. Yok sayılacak bir dizeydim.
Bir defa daha silindim. Titrek, eli karıncalı harfleri bir araya hızlıca getirdi.

‘’Şimdi değilse yarın, yarın değilse Pazar sözcükler ağlamaklı yakılır.’’

Dizi dizi ağıt da yakılsa bu cümlede sahipsizdi işte. Zamansızdı ve bu kafiydi. Hiçbir şey vakitlice yaşanmazdı sonuçta. Bu dize tam bir ay bekledi bu şiirin içerisinde. Kimsesiz ve dokunulmaz bir haldeydi. Acı çekiyor gibi ve duyulmuyordu. Yüklem ağlıyordu. Bir Pazar günü şiir dolu sayfada yakıldı o yüklemi sahipsiz dize. Şair tekrar aldı eline kalemi ve başladı baştan.

Tam bir ay sekiz gün beklettim bir şiiri
Bir sebebim vardı elbet geçerli
Soluğum sessiz, kalbim hiddetli
Bir Pazar vakti

Yaşam sağırdı dizelerime
Biri vardı ötekilerden derin, kimsesiz, alelade
Uzak bir yoldan gelmiş gibi
Uzaktı diğer ögelere
Yabancıydı fakat bir o kadar yakındım dizesine
Tam bir ay sekiz gün yalnız onu düşündüm
Gizdi o benim şiirimde

Dün değilse bugün, bugün değilse Pazar yaktım ağlamaklı sözcüklerimi
Bir gün beni güldüren, diğer gün hüzünlendiren
Yaktım ben o sayfayı temiz gibi görünen
İçimde bir şeyler var halen
Yazmalı, durmamalı o kimsesiz yüklem söyleniyor mu halen

Ben bir Pazar günü ona bir anlam kattım budur tek çarem
Ben bir Pazar günü bir ağıt yaktım
Budur benim içimdeki şölen.

Dizelerine son verirken bir not yazdı o giz dolu yükleme.

’Senin dizendeki özne gizlidir. Sense artık etken ve etkinsindir. Gizlendiği yerden o özneyi yalnız sen bulabilir, çekip alabilirsin. Unutma sen onsuz kimsesizsen o sensiz anlamsız ve görünmezdir. Onu yalnızca sen bulabilir, sen gösterebilirsin. Birbirinize değdiğinizde bir anlam kattığım o dizede bir anlam bulacaktır okuyucum sizinle.”