Özlemek; 7 Harf,3 Hece,Her Gece

0
434

Defalarca cevapsız bıraktığım sorulardan bir tanesidir ‘’Geri dönse affeder misin?’’

Cevap veremedim çünkü kelimeler o anda boğazıma düğümleniyordu. Nedenini bilmiyorum ama bir yanım onu geri isterken diğer yanım bir daha ismini bile duymak istemiyordu. Gidişinin üzerinden tam olarak 2 yıl geçti. İki yıldır çekilmez bir insana benzedim. Çevremdeki insanların beni tanımamasını geçtim de artık beni ben bile tanıyamaz oldum. Her bitiş bir başlangıç diyor halimi duyup tavsiye verenler… ve ardından kendi kendime şunu soruyorum ‘’Şimdi başlamış olan başlangıç ömür boyu böyle çekilmez bir adam oluşumun başlangıcı mı?’’

Nereye kadar böyle gidecek sevgilim, hiç bunu soruyor musun kendine? Aslında sana sormam gereken doğru soru bu değil. Beni hatırlıyor musun hala? Ara sıra eski bir şarkının nakaratında aklına geliyor muyum? Ya da duygusal bir filmin en acıklı sahnesinde? Anılarımızın hala taze olduğu o sokaklardan geçerken aklına geliyor muyum? Adımların yavaşlayıp kalbinin atışı hızlanıyor mu? Ya da senin ‘’yeni bir sayfa’ ’diye adlandırıp içinde benim olmadığım yeni hayatının yalancı gökkuşağına aldanıp beni unuttun mu ? Eğer beni unutabildiysen bunu nasıl becerdiğini bana da öğretir misin ? çünkü seni unutamamak canımı fazlasıyla yakıyor. İçtiğim kahveden, içime çektiğim sigaradan artık eskisi gibi zevk alamıyorum. He bu arada duydun mu bilmiyorum ama geçen ay annemi kaybettik. Uzun zamandır vücuduna misafir olan kanser onu aldı bizden. Ölmeden önce bana hep ‘’ Oğlum inşallah benden önce ölürsün, ölürsün de cenazeme kimsenin gelmediğini görünce üzülmezsin’ ’derdi ve dediği de oldu… Kimsemiz yoktu be sevgilim… Tabutu taşıyan bir ben bir kardeşim iki de dayım vardı. Bir de camide namazdan çıkmış cemaat. Mezarlık yolunu hatırlıyorsun değil mi? İşte o kısacık yol ayağımın altından öyle bir kaydı ki ne olduğunu anlayamadım. Yere göğe sığdıramadığım o insanı iki metre toprağa koyunca dünyanın bazı gereksiz dertlere üzülmek için çok kısa olduğunu anladım. Eğer vaktin olursa gidip ziyaret et annemi, ne de olsa ayrılmadan önce telefonunda müstakbel gelinim diye kayıtlıydın… Telefon demişken kaç zamandır ne arıyorsun ne de soruyorsun. Zaten beni arayan bir bir de annem vardı. Şimdi ise kimsem kalmadı. belki bir gün geri geleceksin ama annem bir daha gelmeyecek. Sevdiğim iki kadını da kaybettim ya şimdi kimse çekemez beni. Çünkü artık ben eski ben değilim.

Hatırlıyor musun sana bir gün şey demiştim ‘’aldığın her nefeste içine çektiğin ben olacağım’’ senin o anda gözlerin dolmuştu da omzuma kafanı koyup ağlamaya başlamıştın. O gün üstümde bana aldığın siyah kazak vardı ve ben o kazağı hala yıkamadım çünkü kokun en çok o kazağıma sinmiş. Kokular filan hepsi geçer de yüreğime sinen sevgin, aklıma kazınan yüzün, ses tonun ve sana ait olan diğer tüm şeyler nasıl gidecek benden, onlardan nasıl kurtulacağım? Herkes ‘’zamana bırak geçer’’ diyor bana ve ben onlara sadece Oğuz Atay’ın dediğini diyorum; ’Zamana bırakmayı da zamanla bıraktık’’

Şimdi sen yoksun ya yanımda, yürüdüğümüz o sahil bana veriyor. Beni ilk öptüğün yer, beraber gittiğimiz ilk mekan…  hepsi canımdan can alıyor ama ben oralara gitmekten halen vazgeçemiyorum… Çünkü içimde seni unutmanın korkusu var. Her ne kadar kendi kendime seni unutmak istiyorum desem de, her ne kadar canımı yaksan da seni unutmayı istemiyorum. Bu acının şiddeti bir gün dinecek ve eskisi kadar acıtmayacak ama sen hep benim içimde bir yerlerde yaşayacaksın. Yaşamalısın ki tekrar aynı hatalara yapmayayım. Umarım gittiğin yerlerde bende olduğundan daha fazla mutlusundur. Umarım şuan göğsüne yattığın adam seni benim seni sevdiğimden daha çok seviyordur. Eğer bunların hiç biri olmuyorsa kalk ve yanıma gel. Defalarca gideceğini bilsem de seni defalarca isteyeceğim yanımda.

Ne ara biz olduk biz? Ne ara bittik. Ben nasıl oldu da onca insan içinden sana aşık oldum. Senden öncesini aklıma getiriyorum da sen varken senden öncesi çöpten başka bir şey değil diyordum şimdi sen gittin ya senden önceki günlerime özlem duyuyorum. Ama şunu unutma ki bir gün özleyeceksin şikayet ettiğin her şeyi ve o gün geldiğinde bana geri dönmek isteyeceksin şayet ben hayatta isem sana yine aldanacağım ve seni hayatıma alacağım lakin hayatta  değilsem o ellerinde çiçekler ile mezarıma geleceksin. Göz yaşların toprağıma dökülecek… ağzından sözcükleri değil de pişmanlık içeren sözler çıkacak ama o an sen de fark edeceksin ki son pişmanlık bir şeye yaramayacak. Geçirdiğimiz onca yılın her bir saniyesi film gibi gözünün önünde belirecek ve sen mezarım ile o sahneleri yan yana getirince için çıkana kadar ağlayacaksın ve işte o an benim sensiz iken neler hissettiğimi anlayacaksın. Belki sigaraya başlayacak ve kanser olacaksın ama fazla üzülme çünkü dirimi bile unutup giden sende fazla etki yaratmayacak… sensiz geçen ikinci yılımda yine sana yakıyorum bu sigaramı. Seninle karşılaştığım sokağın başını seyrediyorum birazcık dağılmış ve kirlenmiş balkonumdan. Hani olur da bir gün çıkıp gelirsin diye en sevdiğin kitabı yatağının baş ucuna koydum. Bazen senin yatağında yatıyorum, bunun için bana kızma… Yastık kılıfın hala sen kokuyor. Giderken almayı unuttuğun elbiselerin de yatağının üzerinde ütülü duruyor gelip giyersin diye. Annem vefat etmeden önce seni son kez görmek istedi ama sana bir türlü ulaşamadım. O da bana ‘’Her insan kendi çizdiği yolda ilerler oğlum. Bazen o çizgiler senin önünden geçip seni saf dışı bırakır bazen ise senin arkandan geçip seni oyunun içine alır. Ama şunu unutma ki bir gemi için doğru olan liman ;o gemi denizde kaybolduğu zaman doğru olduğunu fark ettirir kendini ve o gemi bunu fark edince limana tekrar dönmek için yola çıkar. İşte bu yüzden sen sağlam dur ki geri gelecekse şayet seni bıraktığı gibi bulsun’ ’dedi. Ben de o yüzden belki gelirsin diye ara sıra kendimi eski benliğime götürüyorum. Hani gelmesen bile gelebileceğinin düşüncesi içimi bir nebze de olsa ısıtmaya yetiyor.

Bu geceyi de sensiz bitiriyorum ve sabah belki seninle uyanırım umuduyla kafamı yastığa koyuyorum. Eğer çıkıp gelirsen anahtarlar yine aynı yerinde. Terliklerin de kapını yanındaki portmantonun ilk çekmecesinde. Odan bıraktığın gibi kusura bakma toplamaya kıyamadım. Dolapta da en sevdiğin yemekler ile birkaç çikolata var. Gittiğin yerde mutlu olmanı diliyorum geri dönmezsin belki diyerek.

‘’Sen gittin ya bu şehir bomboş kaldı’’

Özlemek; 7 Harf,3 Hece,Her Gece


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.