Oysa Sevgilim…

0
1563

Ben yürümeye başlayınca denizlerin üstünde

Karalarda koşanlar durup bana baktılar,

Ben de gittim.

Sığınacağım adaları birer birer batırdım.”

Her şeyin bir yeri varmış bir de zamanı. Dikenli gülün bile ait olduğu topraklar hatta kaktüsün bile ait olduğu yerler varmış. Çok su sevmezmiş kaktüs. İlgi de istemezmiş haliyle. Haftada bir hatırlanmak yetermiş kaktüse. Ne zarif ama! Büsbütün dikenlerle kaplı olduğunu düşünürsek kaktüse yakışmayacak incelikte hatta. Biz kaktüsler kadar olamıyor muyuz yani? İnsan dediğin ne kırılgan öyle… Hep üzülüyor, darılıyor bir şeylere. Ama en çok da kendine.

Haftada bir hatırlanmak yetmiyor bizlere. Her şeyin içinde hatta merkezinde olma telaşı bitiriyor bizi. Oysa sevgilim, şu hayatta begonvillerin hatta dikenli güllerin yeri nasıl varsa benim yerim de senin yanın. Sadece yanında öylece kalmak. Bir ömür. Hiç yakınmadan koskaca bir ömürden bahsediyorum bak. Vapurda martılara beraber simit atacağımız, kadehlerimizi sayın Neşet Ertaş’a kaldıracağımız bir ömür. İki kişilik kahvemizin birinin sade diğerinin bol şekerli olduğu.

Kahve edebiyatına fazla mı anlam yüklendi diyorsunuz sanırım içinizden. Bence az bile,çok az. Şu karmakarışık çirkin dünyada durup dinlenmek bu. Kırk yıl hatır ne kadar doğru bilmiyorum ama benim ömrüme ömür katıyor. Sevdiklerimin kıymetini her gün daha iyi anlayarak, şansıma minnet ediyorum her yudumda. Kaybettiklerimin acısını her nefeste hatırlayarak, her yudumda ağrısı azalırken. Yanımdakilere bin minnet, olmayanların da başı sağolsun her nefeste.

Ve sevgilim en çok sana,hep sana. Bomboş tavanı izlerken bile sana aşık olduğumu nasıl anlatabilirdim bu hislerim olmasa. Sanmıyorum kelimelerim hislerim kadar sihirli olsun. Beklentiye girmeden hayat bize ne getirirse kucaklıyoruz her gün. Her yeni günde doğan güneşi birlikte selamlıyoruz. Şanssızlığımı bilirsin ama ilk defa şansıma minnet ediyorum seninle olduğum için. Binbir telaşın ortasında sabahın dinginliğinle öpüyorum seni. Batırdığım adaları, gözlerinden yeniden inşa ettim. Gözlerinde yeni bir hazine buldum,yeni bir pusula. Kimsenin bulamadığı, göremediği. Sevdim, baktıkça daha çok sevdim. Sevdikçe yazdım, yazdıkça daha çok sevdim.

Kaktüsle su gibi de olabiliriz. Haftada bir de öpebilirsin beni.

Dikenle gül gibi de olabiliriz. Sevdikçe dikenlerin batabilir.

Ben onları da severim.

Şu hayatta bulutlar ne kadar gökyüzüne aitse;

Ben de senin yanına,sıcacık yüreğine.

Biz seninle bütün dünyaya ve kendimize karşı kollarımızı açtık.

Daha ne duruyorsun? Hadi gel.

Oysa Sevgilim...


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.