öykümü ‘paylaşır’ mısın?

0
440

Zamanda yolcuydu. Bunun bir düş olmadığına yemin bile edebilirdi neredeyse.

Onu çağırıyorlardı, geçmişte tane tane biriktirdiği sürpriz yumurtadan çıkan oyuncakları, boyundan büyük oyuncak sepeti, Pinokyo…

Elini tutmuyordu ama onlar, bu boşlukta süzülüş yalnızlıktan çok hayatın ona güvendiğini hissettirmişti. Uslu bir çocuk olmak için azarlamalara ve uyarılara değil belki de yalnızca buna ihtiyacı vardı. Bu süzüldüğü boşluk sıcacık odasından daha güzel görünmeye başlamıştı kalbine.

Şu ilerde gördüğü tahta atıydı, evet. Onsuz bir yolculuk olamazdı elbette. Fakat bu kez sırtına almamıştı ufaklığı.- Bu tabiri kullanmak bile artık doğru olmayabilirdi.-Kendi ayakları üzerinde sayılmazdı ama ilk adımıydı sanki. En çok hoşuna giden ise hiç emeklemedi.

Bir şeyler çalınmaya başladı kulağına adının ‘dert’ olduğunu söyledikleri bir şey. Öğrendiğinde şu ufak tefek haliyle onda bile ne çok olduğunu fark etti. ‘aşk’ dedi birisi, hani şu oyuncaklarını sevmek gibi olan, benzerdi işte öğrenecek! ‘merhamet’ dediler aklına hemen odasındaki kaloriferin altında saklamaya çalıştığı yavru kedinin annesini özlediğini anlayıp tüm üzüntüsüne rağmen onu bıraktığı geldi, gözleri tekrar doldu.

Ve o da bir kelime etti ‘paylaşmak’. Büyüklerden kaçmasının tek sebebi ve asla öğrenememekten korktuğu o hayranlık uyandıran davranış, his…

İki çocuk bir kum havuzunu bile paylaşabilirken annelerin babaların koskoca arsaları, bahçeleri, hatta bazen insanları paylaşamaması korkutuyordu onu.

“ Eğer büyükler böyle giderse biz ‘paylaşmayı’ öğrenirken onları bir köşede unutacağız.”

Dertlerinize aşık bir nesil olarak büyüdünüz belki fakat o fısıldadığınız merhamet kelimesini şimdi avucunuza alıp yüreğinize bastırın. Bu koskoca dünyayı önce kendinizle paylaşın, sıra çocuklara gelecektir.

öykümü 'paylaşır' mısın?


Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.