Okumayı Sevmiyorum

0
222

Kitaplarla küçük yaştan beri beraberiz, bunun iki sebebi var muhtemelen, biri erken yaşta okumayı sökmemdir diğeri ise sürekli bir şeyler okumakla meşgul olan ebeveynlerim. Sürekli kitaplarla, bilgisayarla meşgullerdi, ilgisiz bir ortamda büyümedim, aksine “en küçük” olmanın verdiği pamuklara sarılmışlık vardı üzerimde, bilirdim onlar için okumak, nefes almaktan farksızdı. Düzenli bir biçimde meşgul olurlardı kitaplarla, bebeklerimle oynadığım gibi, sayfaları kurcalarlardı.
İyi bir okur olduğum söylenebilir. Kitapları seviyorum, vakit geçirmek güzel geliyor insana, bir an uzaklaşabilmek dünyadan, kaçmak. Lakin kitapları sevmek, okumayı sevmek demek midir? Değil sanki, karıştı aklım. Zira okumayı sevmiyorum, kitaplara olan aşkıma rağmen.
Hayrete düşmeyin, dikkat çektiğime inanmayın, hakikaten sevmiyorum! Şayet okumayı sevseydim ezberlemek kolay olurdu, hafızam fena değildir, okur durur ezberlerdim, daha yüksek olurdu notlarım. En iyi öğrenci diye anılırdım belki, ismim kazınırdı başarı listelerine, okumayı sevseydim. Okumadığım için ezberleyemiyorum. Sayfalara dizili kelimelerle bakışmak, gözümden beynime ulaşan birkaç sinyal eşliğinde anlamlandırmak satırları, bunu sayfalar belki de kitap tükenene dek devam ettirmek zevk vermiyor bana. Yaş ilerledikçe okumayı sevmek iyice zorlaşıyor. Hatta öyle ki bir dönem kendimden şüphe duydum, üç buçuk yaşımdan bu yana okuyorum, okumayı sevmiyorsam neden kitaplar en iyi dostum, neden düşmüyorlar elimden? Ağır sırt çantamın kıyısına köşesine sığmayan kitapları sabahın köründe donan ellerimde tutmak için verdiğim mücadele neden, bir an soluklanmaya fırsat bulduğumda kitaplara koşmam yersiz mi şayet sevmiyorsam okumayı, anlamıyorum, aklım bunca senedir oyun mu oynadı bana?
Sorularla boğuştum, hakikaten, hem de uzunca bir zaman. Belki de küçükken çoğu insanın okuduğuna şahit olmak bilinçaltıma kazındı ve okumak için okudum, buna bile inanmayı denedim. Esasında bu zayıf bir ihtimaldi zira rahatına düşkün bir insanım, sorumluluklardan sık sık kaçmamakla beraber olabildiğince konforum uğruna aranırım.
İşte, yakın bir zamanda “okumayı sevmiyorum!” haykırışını duydum başka birinden, tekrar. Aklıma geldi yaşadıklarım.
Kitaplar “okumak”tan ibaret değil. Çoğu zaman, bilhassa roman okurken, derslerle boğuştuğum “okumak” mevzusunu hissetmiyorum. Bazen olayları uzaktan izleyen bir gözüm, bazen de karakterin ta kendisi. Bütünleştiğimi hissederim, hissettiğimi fark ederim okurken. Evlerin bulutlara karıştığı, mimariden öte herkesin görünmez duvarlar ördüğü yüzyılda hissedebilmek derinden etkilemişti beni, küçük ben’i. Kitaplarda selâmlaşmak “bile” daha anlamlıydı, şimdiki gibi kuru bir sözden ibaret değil, canlı, renkli. Kitaplar kalıpların ötesinde, uçarsın kaçarsın koşarsın dilediğince, bir çocuk ne isterdi özgürlükten fazla? Mekaniğini çözdükten sonra fırlatıp attığın oyuncaklara benzemez, her yaşında okur, her okuyuşunda nice anlamlar çıkar. Demek ki okumak var, okumak var.
Yıllar geçtikçe anlamını yitirdi benim için, artık okudukça özgürleşemiyorum. Okul kavramına sıkışmışken bana dayatılanları okumak zevk vermiyor, küçüklükten bu yana hayran kaldığım o dünya yok. Anlıyorum kitapları sevmeyenleri, çok küçükken tanışmasaydım ben de sevmezdim ki, çok şanslıyım. “Okumak, okumak” ayrımını kavrayamasaydım ısınamazdım, bir bakıma şanslıyım, ailem sayesinde okumaya başladım, çoğu akranım gibi kitap okumak zorunda bırakılmadan, kendim seçtim bu yolu. Bazı hususlarda bencil olmakla beraber toplumun kitapsızlıktan çoraklaşmasına öfke duyuyorum. Farklı şartlarda başlayabilirdi eğitim serüvenimiz. Bayılarak okuduğum klasiklerden hazzetmeyenler ezberci sistemden, ucunda sınav olunca “okuyabilir” mi insan? Okumak, hissedebilmektir, yaşamaktır, hissettiğin kadar yaşarsın, insansın.
Okumayı sevmediğini söyleyenler esasında sevmek ister, “neden sevmiyorum” derdine düşmüş ne de olsa, buradan anlaşılabilir kolayca. Cevabım ne olurdu okumayı sevmeyen birine, muhtemelen bu zamana dek okumaya dair öğretilenlerin çoğunu unut, yeni bir sayfa açmalı, içinden geldiğince okumalı, yaşamalı. Sisteme lâf saymakla bir arpa boyu yol alınmayacak, inşa eden tarafa geçmeli, geçebilmek için okumalı, gönlümüzce. Sağlam okurların elleriyle yükselen bir geleceğe hasretiz, öyle bir zaman ki bu zaman, daha iyisini temenni etmeye korkuyor insan, “Allah aratmasın.”
Okumayı değil, okumanın açtığı ufku, gezilen diyarları sever insan, okumak yalnızca bir kavram, bir aracı. Kavramlaşmaktan ötedir insan. Unutmamalı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.