Nihai Amaç Olan Eudaimonia

Mutsuzdum ve bu durum beni beynimde mutlu bir insan portresi çizmeye sürükledi.
Karşıma aldım o insanı ve sorular sormaya başladım. Sorduğum sorular ona yönelikti. Sadece uzaktan izleyebileceğim bir mutluluk hikayesi anlattı bana. Bunu bilmeme rağmen yılmayacaktım. Hayatlarımız birbirinden çok farklı olsa da alıp giyecektim o hikayeyi üstüme. Kendi anlarımı taklit üzerine inşa edecektim ama tek bir soruyla değişecekti her şey. ‘Hayatında en mutlu olduğun an ne zaman?’ Cevabını günlerce düşünüp, söyleyemediğimiz bir durumla karşılaşana kadar hiçbirimiz bilemezdik, bunun bir yanılgıdan ibaret olduğunu. Ernest Hemingway bir yazısında şöyle diyor: ‘ Zeki insanın mutluluğu, bildiğim en nadir şeydir.’ Buna göre gerçek mutluluk akıl ve erdemle ilişkilidir diyebilir miyiz ? Dünya’nın en zor bulunan elementi Fransiyum gibi bir gramına bir milyar dolar paha biçilse bile arayıp bulamayacağımız, taklit yolu ile zaten sonsuz bir doyuma ulaşamayacağımız, birçoğumuzun mutsuzluktan yakındığı halde mutluluk nedir ? Diye üzerine düşünmediği o kavram. Çoğumuz mutluluğu elde edilmesi gereken bir soyutluk yerine, yazgı ve kader olarak görüyor. Çok daha eski dönemlerde ünlü felsefeci Aristoteles, bu konuyla ilgili fikirlerini bir kavramda toplamış. Adı ise eudaimonia…
Açlıktan gözünüz kararmış bir haldesiniz ve önünüzde en sevdiğiniz yemek duruyor. Dakikalar boyunca o yemeğin tadını çıkardınız fakat yemeğiniz bittiğinde hissettiğiniz haz duygusunun sonuna geldiniz. Peki ya bu haz duygusunu, kalıcı hale getirme fikri sizi cezbeder mi ?
Tabi bahsettiğim şey hedonist bir kişilik olmak değil. Aristippos, hedonizm yaklaşımına göre yaşamın gereğinin haz olduğunu ve acıyı ise kaçmamız gereken bir olgu olarak tanımlıyordu. Bunu uç noktalarda bir fikir olarak görsem de Aristoteles’in mutluluk kavramında olan sürekli hazzı mantıklı buluyorum. Çünkü ancak aklımızı kullanarak verdiğimiz tepkiler eudaimonia kavramını anlamamızı sağlar. Şöyle bir örnek verirsek, bir amaç doğrultusunda yaşamınızı sürdürmek ve en iyisi olmak için verdiğiniz mücadele, bu mücadele içerisinde hissettikleriniz ve başarıya ulaştığınızda gelen o kalıcı haz. Dahası da var. Sizin bu mücadele yolunda kendi karakterinize uygun, tutarlı davranışlar sergilemeniz ve bu davranışların dış etkenler tarafından bozulmaması. Mutlu olmak için içtiğiniz bir bardak kahve ya da dinlediğiniz üç dakikalık müzik kalıcı olmamasına rağmen sizi oyalayabilir. Fakat eudaimonia kalıcı bir mutluluğu hedefleyen fikirlerin tümüdür. Eğer denerseniz yavaş bir ilerlemeyle kesintisiz bir hazza ulaşabilirsiniz. Belki de hayatınızın en mutlu anı henüz gerçekleştirmediğiniz bir amacınızdan ibarettir. Denemeden, bilemezsiniz…