Mutluluk Nedir?

0
110

bu dünyada insan için yaratılmışa benzemeyen sürekli bir durumdur. Yeryüzündeki her şey, hiçbir cismin sabit bir şekil almasına izin vermeyen sürekli bir bakış içerisindedir. Etrafımızdaki her şey değişir. Biz de değişiriz ve hiçkimse bugün sevdiğini yarın da seveceğinden emin olamaz. Böylece bir hayat için kurduğumuz tüm tasarıları birer hayal olarak kalır.”

J. J. Rousseau

İnsan bilinç kazanmaya başladığı andan ölene dek bir şeylerin hayaliyle kavrulur. Küçük bir çocuk büyümenin hayaliyle yaşarken, yetişkinliğin alt kademesinde olan üniversiteli bir genç mesleğini, muhtemel evliliğini hayal ederek günlerini geçirir. Bir noktadan sonra ise hayaller yorucu olmaya başlar, istenilen tek şey mutluluk oluverir. O dönemde moda ikonu haline gelen elbisenin dolabında duruşunu hayal eden genç kız, birkaç yıl sonra, doğacak çocuğunun evde paytak adımlarla dolaşıyor olmasını göz önüne getiriyor da olabilir.

Değişen ve gelişen dünya ile beraber her bireyin hayal ettiği şeyler kılıf değiştirecek, kişi hayata bakış açısını sıfırdan değiştirebilecektir. Yalnızca bir yıl önceki kendimizle, şu anki benliğimizi 5 saniyeliğine karşılaştırdığımızda bile gözümüze çarpan önemli vazgeçişler vardır. ‘Asla bıkmam!’ dediklerimizin yüzüne bakmayışlarımız, ‘Asla yapmam!’ dediklerimizin ise tam ortasında yaşıyor olmamız buna birer örnektir.

Aslına bakılırsa bu durum insan fıtratında olan şeylerden biridir. Hayatımızı idam ettirebilmek için kendimizle çelişmek bir noktada ihtiyaçtır. Bu sayede hayatımız yolundan sapacak, bizleri başka maceralara sürükleyecektir.

Felsefe tutarsızlığı net bir biçimde kabul etmezken, hayatın içinde yer alan tutarsızlıklar bizim o an için mutluluk anlayışımızın ve alınacak nefeslerimizin oluşmasını sağlar.

Yaşamımızın bir bölümünü geçireceğimiz sahnelerde rol oynayan bir diğer etmen bilim ve teknolojidir. İkisi de düşüncelerin şekil değiştirmesinde etkilidir. Bilimin gelişmesini sağlayan en önemli şeyler ihtiyaçlardır. İnsanlık çoğaldıkça ve ihtiyaçları arttıkça bilim inanılmaz bir gelişim göstermiş, beraberinde dünyayı her açıdan hem geliştirmiş, hem de değiştirmiştir. Dünya değiştikçe insanların mutluluk algısında da bir hayli büyük değişimler olmuştur. Kendinden uzakta olan sevdiğinin sesini duymak hayattaki en büyük mutluluklarından biriyken, şimdilerdeyse teknoloji sayesinde sevdiğinin görüntüsünü tam karşısına yansıtmak oldukça normal ve sıradandır.

Dünyayı değiştiren tek şey elbette ki sadece bilim değildir. İnsanlar da sürekli bir değişim içindedir, kuşaklarla ve içinde bulunulan şartlarla dünyanın değişimine şüphesiz en büyük katkıyı onlar sağlar. Düşünceleriyle, hareketleriyle gündeme damga vurur, yıllar sonra göçüp gittiklerinde arkalarında imzalarını attıkları insan topluluğu bırakırlar. Aynı durum mutluluk kavramında da söz konusudur. Yaşanılan olayların doğurduğu sonuçlar hayatlarımıza tıpkı insanlar gibi imzalarını atarlar ve bir sonraki adımımız için bize ışık tutarlar. Mutluluktan tam olarak ne beklediğimiz sorusuna cevap verirler. Kişinin hayatı boyunca tanıştığı insanlardan, yaşadıklarından, bilimden öğrendikleriyle kılıf değiştirirler. Böylece mutluluk asla, ama asla bir kalıba sığdırılamamış olur.

Milyarlarca insanın yaşadığı dünyada her insanın beyninde dönen binlerce, milyonlarca düşüncenin çıkış noktası farklıdır. Yalnızca birkaç yıl içinde kendine tamamen zıt olan mutluluk kavramını benimseyen insanlar, farkında olmadan kocaman bir renk cümbüşü yaratırlar. “Olanı olduğu gibi bilmek, hazıra konmakla elde edilmez. Sonraki kuşaklar öncekilerin hazırlamış olduğu bilgileri miras alırlar, ama bu gene de işlenmesi gereken bir mirastır, babadan kalan tarlanın sürülmesi gibi.(Uluğ Nutku, İnanmanın Felsefesi) düşüncesi bilime birebir ait bir tanımken, mutluluk gibi üzerinde çokça tartışılan subjektif bir bakış açısı için de ortak özellikler barındırmaktadır.

Yeni tanıştığımız bir insana hemen güvenmemek, insanların bazen çok acımasız olabilecek güçte olması önceki yaşımızdan bize kalan miraslara örnek verilebilir. ‘Yeni tanıştığın birine hemen güvenme.’ düşüncesi bugün yaşanılanlarla geliştirilerek ‘Uzun süredir tanıdığın kişiye de sonsuz güvenme.’ fikrine evrilebilir. Mutluluk da bunun gibidir. 5 yaşında mutluluk sebebimiz dondurma iken, 65 yaşında mutlu olmak için bir külah dondurma bile yeterlidir, fazlasına ihtiyaç duyulmaz.

Oluşturulan renk cümbüşü için söylenecek bir şey yoktur aslında. Doğru veya yanlış terimleri ortadan kalkar, çünkü bireyin mutluluk anlayışı, cümbüşe katacağı renk ona kendinden kalan mirastır.

Bu fikir öncü alınıp yola çıkıldığında ise, mutluluk kavramını kocaman bir tuval olarak görebiliriz. İsteyen istediği renk boyayı tuvale dahil eder ve ileride dahil ettiği renk üzerinde oynamalar yapmakta özgürdür. Başlangıçta düz bir çizgi kimisi için huzuru temsil etse de, ileride o çizgi yeterli gelmeyebilir, mirasından da yardım alarak o çizgiyi bambaşka düşüncelere yontabilir.

Mutluluk dünya ve insan ile birlikte değişmektedir ve bunun önüne geçilmesi mümkün değildir. Kişinin buna yüklediği anlam her defasında farklı yollara çıkar.

Mutluluğun tanımı yoktur, mutluluk olarak gördüğümüz şeyler aslında birer hayalden ibarettir ve hayaller ulaşıldıktan sonra değerini kaybeder. Asıl mutluluk, her an başka bir şeye dönüşen o iç gıdıklayıcı hisse verilemeyen addır.

Mutluluk renk cümbüşünde gizlidir ve o koca tuval, koyu renkleriyle bile dünyayı değiştirirken güzelleştirendir.

Mutluluk Nedir?


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.