MUTLU SON KADERDEN MİDİR?

Külkedisi ayakkabısının tekini düşürmeseydi, Uyuyan Güzel zehirli elmayı ısırmasaydı, Rapunzelin saçları kısa olsaydı, Bay Frodo yüzüğü ateşe atmasaydı, Bella, Edward yerine Jacop’ı seçseydi, yada Alice çukurdan Harikalar Diyarı’na düşmeseydi yine de mutlu sonla biter miydi tüm bu hikayeler ve filmler? Bunlar gibi binlerce örnek yazabilirim. Mutlu sonla bitmelerinin sebebi kendi seçimleri miydi yoksa kader miydi. Biz insanoğlu da böyle değil miyiz zaten iyi bitince kendi seçimlerimiz, istediğimiz gibi olmayınca kader işte deyip geçiyoruz. Hatta kullandığımız meşhur bir sözümüz bile var; ”Olduğu kadar, olmadığı kader..” Burada olmayan ne? Yapamadıklarımız mı, yoksa işimize gelmeyince suçladığımız kader mi.. Ya da tam tersine bakmak gerekirse, İslamiyet inancına göre, ilk cinayeti işleyen Kabil yüzünden kötülük dünyaya yayıldı, bir başka örnek ise Antik Yunan inancına göre Pandoranın Kutusu. Bu kutunun açılması ile dünyaya kötülük yayıldı. Her iki inanışa göre ortak olan konu; kötülüğün öyle veya böyle bir şekilde yayılmasıdır. Peki burada kaderi ne ölçüde suçlayabiliriz, cinayetin işlenmesi veya kutunun açılması kaderden midir yoksa, salt insan seçimi midir? 

Bir çok filozofun kader ve seçimlerle ilgili farklı farklı görüşleri vardır. Bir kısım kaderciliği savunurken, bir kısım ise bunu reddeder. Aslında okuyup bakınca her iki tarafta haklı, peki burada biz ne yapacağız? Sizlere uzun uzun bu tartışmaları yazmayacağım sevgili okurlar, araştırmak ve yorumlamak sizin göreviniz. Sizlere tek bir soru sormak istiyorum; Başımızdan geçen bütün kötü olayları kadere yüklemek ne ölçüde bizi rahatlatır? 

Nereye kaçarsan kaç, Üç şey seninle gelir ; Gölgen, acın, geçmişin. Kaderin ise zaten seni orada beklemektedir… ( Mevlana)

İnsanı özgür kılan şey nedir? – Nedir?  -İrade, insanın kendi iradesi. (Ivan Sergeyeviç Turgenyev)