MEKTUPTAN HALLİCE

1
989

“Sizin de hayatınızdan yitip gidenler vardır, halini sormaya cesaret edemedikleriniz türünden. Ben susuyorum kelimelerim konuşuyor.”

Satırlarıma sana serzenişlerle başlasam da içim acıyor, sevgim acıyor. Diler miydik, böyle olsun. Güzel günlerimiz güzel hayallerimiz vardı. Hayaller olmasa düşer miydim boşluğa, bilmiyorum. Bugünlerde nasılsın, bilmiyorum. Hala horoz heykelinin önünden geçerken güzel şehrim diye böbürleniyor musun, bilmiyorum. Tatil planlarına nereyi ekledin, bilmiyorum. Bildiklerimi sıralıyorum, bilmediklerimden düşüyorum. Ne çok şey bilmiyorum artık.

Bugünlerde yaptıklarımı sıralasam bir elin parmağını geçmez. Çalışıyorum, yazıyorum, özlüyorum. Ara ara iç çekiyorum. Bir sigarayı söndürüp diğerini yakıyorum. Sigaranın küçüldüğü an kendimi görüyorum. Nasıl da küçülüyorum iç çektikçe. 

Annem anlıyor görüyor bendeki bu değişimi. Normal değilsin, diyor. Beni hiç böyle görmemiş öyle diyor. Seni soruyor. “Bilmiyorum” deyip kesip atmaktansa çığlık atmak istiyorum, boşluktan sesimi duyurmak istiyorum. Olmuyor, “evlat yüreği” bu. Susuyorum. Ardına bir gülümseme iliştiriyorum. Yutkunamamak nedir, çok iyi biliyorum artık.

Kırdığım insanlar, çaldığım hayaller çelme takıyor bana. Nasıl kalkacağımı bilemez oluyorum. Elimi tutsalar geri düşecekmişim gibi; sanki yerim çoktan seçilmiş gibi. Sana dair anılarım bi’nebze silinmiş gibi. Sahi kahveyi sütlü severdin. Beni hatırlamadığın kaçıncı yudumundasın peki? Var mıydı sahi bir kahvenin kırk yıl hatırı? 

Şehrime uğrarsan sevgili, vapurdan martılara simit at mutlaka. Sadece onlar görüyor bendeki “sen”i. Gözlerinden tanırlar. Hiç değilse selamını almış olurum. Bir sarılışı çok gördün. Bu çok değil, görme.

MEKTUPTAN HALLİCE


1 Yorum

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.