Liyakatsizliğin Yükselişi

0
194

insan yığını düşünün. Bu yığına istediğiniz ismi verin; ister toplum deyin, ister kitle deyin, ister ülke deyin… Yığında dünyaya gelen her yeni doğanı tahayyül edin.

Varsayın ki bir mucize sonucu dünyaya merhaba diyen bu çocukları, bilgisizliğin yüceltildiği bir gelecek bekliyor. Ezberleyip geçmek, sorgulayarak yaşamanın önünde seyrediyor. Kısa yoldan dönülecek tüm köşeler, büyük bir marifetle çiziliyor. Hayatlar, dört şıkkın arasında gidip gelerek şekilleniyor. Daha sıralarından başlayarak, çocuklara birbirlerine nefretle bakmak, büyük bir incelikle öğretiliyor. Başarıya giden yolda, ayak kaydırmanın vazgeçilmez bir olduğu belletiliyor. Öyle bir delilik ki, ana-babalar harcadıkları paraların çokluğuyla, çocuklarının mutlulukları arasında doğru bir orantı olduğuna inanıyorlar.

Vaziyet buyken, iyiye dair umutlarınız yeşerebilir mi?

Böylesine niteliksiz bir düzende, kaliteli sonuçlar almayı umabilir misiniz?

Sistem bu derece yanlışken en önde gidenlerin, en yetenekli olanlar olduğuna dair inancınız olabilir mi?

Şansın ve hasbelkaderciliğin, emek vermenin önüne geçtiği bir mekanizmada, yaratıcı fikirlerin özgürce üretebileceğini bekleyebilir misiniz?

Cehalet, bilinçli bir tercihken, aklın sınırlarını zorlamaktan bahsedebilecek cesaretiniz olabilir mi?

Haksız rekabetin reva görüldüğü bir ortamda, gerçekten iyi olanın seçileceğini düşünebilir misiniz?

Elbette, hayır.

İşte bu yüzden, yanlış bir düzenin içinde yavaş yavaş yok olursunuz. Geleceğinizi şekillendirenlerin, en olmazlar olduğunu görüp kahrolursunuz. Yarının, bugünden daha beter olacağını anladığınızda mahvolursunuz. Yanlışların, doğrulara baskın geldiğini sindirmek zorunda kaldığınızda, başınızın daha önce hiç bu denli ağrımadığını hissedersiniz.

Siz, bilimin sarsılmaz gerçekliğine güvenirken, bu gerçeklikten bihaber olanlar, birtakım ayrıcalıklarla en iyi kademelere ulaşmıştır. Boyun eğmek sizin asla tercih etmeyeceğiniz bir şeyken, yılmışlığı, sinmişliği ve susmuşluğu bir yaşam biçimi haline getirenler için en yüksek mertebeler layık görülmüştür. Siz, daha iyi nasıl olunur diye kafa yorarken, sadece gününü kurtarmakla yetinen yeteneksizler, hiç hakketmedikleri yerlere ansızın gelivermişlerdir.

Çünkü, bu devrin adını iki kelime oluşturmuştur:

“Liyakatsizliğin Yükselişi”

Ve ne yazık ki yeni doğan nice masumun kaderi, bu iki kelimenin arasında çizilmiştir.

Liyakatsizliğin Yükselişi

Önceki İçerikKirke Gibi
Sonraki İçerikKöşe Bucak
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü mezunuyum. Yüksek lisansımı yine ODTÜ'de Biyomedikal Mühendisliği Bölümünde tamamladım. Aynı alanda doktora eğitimime devam ederken bir biyoteknoloji firmasında çalışmaktayım. Yazı yazmak, benim için bir tutku... Bu tutkunun arkasında tanımadığım nice insana ulaşabilecek olmanın heyecanı yatıyor. Okuduklarım, hissettiklerim ve tecrübe ettiklerim neticesinde yazdığım yazıları paylaşmanın keyfini, kelimelerle ifade etmek imkansız. Bu yüzden, kendimi dünyanın en şanslı insanlarından biri olarak görüyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.