KÖY GERÇEĞİ

0
71

KÖY GERÇEĞİ

Yürümeyi öğrenirken ilk önce bir yere tutunarak ayakta kalmaya çabalarız. Sonra birer birer adımlar sıralarız ve bu eylem bir yere tutunurken gerçekleşmeye devam eder. Kendimizi yokladığımızda artık ayakta kalabiliyor, sendeleyerek te olsa tutunmadan adım atma cesaretini gösterebiliyoruzdur.
Eylemler peşi sıra devam eder ve koşmaya başlarız. İşte hayatın her alanında kural basittir. Hepsi bu kadardır. Temelde plan aynıdır, eylemlerimizin varyasyonları ve biçimleri değişse de işin temeli bu çizgide seyir eder. Zaman ilerledikçe bizlere zor olarak görünen aslında işin özü değil kavram fazlalığının zihnimizi bulandırmasıyla odak sorununun ortaya çıkmasından ileri gelir. Hele ki hücre gibi kompleks bir yapının milyarlarcasının toplanarak insanı oluşturmasıyla olayları basite indirgemek daha da zorlaşır. İşin içine birçok sistem dahil olurken insanlık olayları domino taşları gibi devam eder. Etnisitenin kaynağı coğrafi farklılıklarla bir kenara; aynı coğrafi sınırlar içinde yer alan mekansal farklılıklar bile tekdüze olunamayacağının ispatıdır. Örneğin kent ve köy çatışması öteden beri süregelir. Bu konular sanatın pek çok dalına yön verirken edebiyata bile ivme kazandırmıştır. Natüralizm kavramlarının işlenişiyle köy insanı ve yaşama bakış açısı klasikleşmiş anlatıları bir kenara bırakmış, eleştirmenler tarafından tepkilere neden olmuştur. Tüm farklılıklara rağmen insanları ortak noktada birleştirenin dil mi, edebiyat mı yoksa insanın varoluşsal kimliği olup olmadığı ele alınmalıdır. Yine de bu soruların tek bir cevabı olmadığı aşikardır. Edebiyatın hangi dilde olursa olsun ruha işleyen ve içerisinde bulunulan hayatın sınırlarını aşan ve hatta insanların kendi gerçekliğini oluşturan sanatların mihenk taşı olduğu unutulmamalıdır.
Ahmet Kutsi Tecer’in hepimizin kendinden bir parça bulduğu ‘Orda Bir köy var uzakta’ şiiri dillere pelesenk olmuş neredeyse toplumsal benliğimizin sesi olarak dile gelmiştir. Kentte doğup büyümüş olsak ta büyükanne ve büyükbabalarımızın elbette bir yönü köyde sürmüştür. Kentlerde yaşayan bizlerin köylere bulunduğumuz ziyaretler çocuk şarkısı haline gelen, bu özlenen köyde bahsedilenlerle yeniden bir kucaklaşma halidir. Ama hiçbir şey bırakıldığı gibi değildir. Havası güzeldir, doğası paha biçilmezdir, sağlıklı bir yaşam sunar sunmasına. Birbirine pek yabancılaşan soğuk taş kentler arasına sıkışmış insanların aksine güleç insanlar tüm samimiyetiyle buyur eder. Bunlar bardağın dolu taraflarıdır. Okurlara pek acımasız gelecek olan işin gerçeğine kimse dem vurmaz. Ucuz işgücüyle gelen geçim darlığından, sırf bedava işgücü olsun diye dünyaya getirilen çocuklardan, amaçsızca köşe başlarında sabahtan akşama dek dedikodu yapan kadınlardan, kitapsız kıraathanelerde; hepimizin bildiği o mazbut, kimilerince de mutaassıb olarak nitelendirilen ahlak bekçileri olan yaşlısından gencine erkeklerin tembelce masalarda pineklerken aşırı ağzı bozuk müstehcen sohbet ve fıkralarına, eşi ölen köy kadınlarına yapıştırılmaya hazır etiketlere kimse değinmez. Çünkü eskiye hasret duymak daha anlamlı gelir. Kentlerden yüz yıl gerisinden gelen köyün gerçekliğine herkes kulak tıkar. Çünkü köy demek organik meyve ve sebzelerle, hayvancılığıyla, yaşını almış nine ve dedelerin hikayeleriyle güzeldir. Fazlasını kurcalamak yersizdir.(!) Pek çok sorun olur olmasına; göçler, çarpık kentleşmeler, çatışmaları sürer gider. Köy sorunları ve köy gelişimi göz ardı edilmesi temelinden tamir edilmesi gereken bir binanın duvarlarını boyamaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Köylerde de insanların hayata tutunma çabasının yansıması ülkemizde Nabizade Nazım’la başlasa da edebi anlamda ve diğer sanat dallarında da pek kalması kanayan bir yara gibidir.
Bu ülke hepimizin, her karış toprağı milletimize aitse sorumluluk duygusuyla hareket etmek hepimizin borcu değil midir? Sorumluluk duygumuz yoksa hak talep edemeyiz. Hepimiz ortak sorunlara karşı ‘olabilir, olmalı’ gibi kelimeler yerine oldurma yolunu seçmeliyiz. Mesele tekdüzeleşme değil gelişim meselesidir. Bahçenin bir yanına bakım yaparken öte yanını kendi haline bırakmak kaçınılmaz bir kıtlığı beraberinde getirecektir.

KÖY GERÇEĞİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.