Kısa bir haykırış

0
685

Yazdıklarım ile ilgili sürekli olarak ikilemlerde kalıyorum… Bunun nedeni halen önemsediklerim olsa gerek ama haykırmak konusunda da kendimi sınırlamanın doğru olmadığını düşünüyorum. Hep ben mi önemseyeceğim bir şeyleri veya hep ben mi insanlar için geri duracağım. Yapmacık duygular için neden bu kadar çok sınırlıyoruz kendimizi. Neden istediğimiz gibi haykıramıyoruz. Yaptıklarımız konusunda neden hep hesap verecekmişiz psikolojisindeyiz.

İnsanlar arasında ki ilişkileri neden birilerinin keyfine göre çiziyoruz. Hata yapmak bir lüks mü yoksa üstü örtülen bir utanç mı? İnsanların giydikleri, bindikleri, aldıkları ile kişiliklerini neden değerlendiriyoruz.  Konuşmayı, paylaşmayı ve en önemlisi anlamayı bir köşeye bırakıp neden hep ön yargının kölesi oluyoruz. Hiç kimse normal değil… Anormal bir döngünün içinde normalmiş gibi oynuyoruz rollerimizi. Oysa hepimiz, zincirleri bağlı, kaybetmiş birer köleyiz. Bu dünyada güzel olan her şeyi yıkıp geçen, kirleten, ihanetle ile süsleyenler bizler değil miyiz? Hep şikayetçi olanda biziz. Her taşın altından çıkmamıza rağmen, kendimizi suçlu olarak görmemiz neyin nesi? Bir sabah uyandığımızda aynaya bakıp hiç kendi kendimize çirkin düşüncelerim ile ne kadar mutluyum, diye soruyor muyuz?

Mahvettiğimiz duygular, ezip geçtiğimiz düşüncelerin gölgesinde ne kadar daha çok yaşayabiliriz bilmiyorum ama herkes bir gün yaşattıkları kadar yaşayacağını unutmamalı… Artık, düşünceleri kirletilmiş, süslü oyuncalar olmaktan vazgeçelim. Gerçekten normal olmaya çalışalım. İnsanların yargıları için değil, yaşanabilir dünya için bir süreliğine gerçek biz olmaya çalışalım…

Gerçek biz olabileceğimiz günlerde tekrar görüşmek dileği ile…

 


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.