Karanlık Dünyam

0
348

Ömür sayfasından bir yaprak daha koparıyorum umutsuzca.

 

Yeni bir güne ne kadar hazırım bilemiyorum. Takıyorum kulaklığımı ve her zamanki gibi tozlu camdan bana ait olmayan mutlu hayatları seyre dalıyorum.

 

Şimdi ne yapıyordur? Gibi sayısız cevabı olmayan soruları düşünemeden edemiyorum bu hayatlar karşısında…

 

“İmkânsızı yaşamaktır aşk” sözünü tahlil edince, beni yalnız bırakmayan, sahibinin belli olmadığı ses çıkı veriyor ve her zamanki kararlığı ile haykırıyor kulaklarıma… “Unutma, sen sevilmeyen birisin…” Her ne kadar duymak istemesem de, aslında haykırılan gerçeklerden başka bir şey değildi… Evet! Ben sevilmeyen biriyim… Dünyamdan çıkaramadığım, kalbimin gerçek sahibi o gözlerin sevmemesi de bunun en iyi göstergesiydi.

 

Kulaklık bir insanın son isteği olan rodrigonun konçertosunu mırıldanırken kulaklarıma Hüseyin Ferhat’ın dörtlüğü kaçınılmaz oluyor düşüncelerimde

 

 

 

“Kaç akşamdır gurbet illere

 

Basıp gitmek isterim

 

Bin bir sitemle, bahaneyle

 

Aklımı çeliverir şu yaralı kalbim.”

 

 

 

Kaçmak neyi değiştirir diye düşünürken; aşk sokağında yaralı kalbin gerçek sahibi beliriveriyor tüm güzelliği ile…

 

Hiçbir şeyden habersiz usulca ilerliyor yüzünden eksilmeyen gülücükleri ile. Gözlerimi alamazken ondan bir anda yok oluyor sokaktan, işte o andan itibaren bitmek, tükenmek bilmeyen acı tekrar vuruyor yaralı kalbime.

 

Güneşin var oluşu hiçbir şey değiştirmiyor karanlık dünyamda. Bu yaralı kalp bir şeyi çok iyi biliyor… “SEVİLMEDİĞİNİ”

 

İçimdeki buruklukla ayrılıyorum tozlu camın önünden. Odamdaki karanlık dünyamda zaman duruyor her zamanki gibi. Geçmek bilmiyor bu acı…

 

Vee!!!

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.