KALDIRIM YAPRAKLARI

0
153

Kaldırım yapraklarının arasından geçmeye bayılıyordu. Siyah topuklularının çıkardığı sesi, yaprakların dindirişi ona huzur veriyordu. o bu huzurda kafasındaki gerçekleri toparlıyor, birbir sıraya diziyordu.

Ellerinde bir kızıllık… Gözlerindeki öfke, kızıllığın zarafeti ve yatıştırıcılığıyla yavaşça derinlere gömülüyordu.
Bu an kafasındaki gerçeklere daha bir değerli, daha bir doğru geliyordu ona. Hiçbir günah, hiçbir suçluluk göğsünde hissetmiyor, hatta aşkı tadan bir insan gibi; içinde oluşan heyecanla baş etmeye çalışıyordu.
Yaşadığı hazzın etkisiyle kaldırım yapraklarına sırt üstü uzandı. Soğuktan titreyen ve pembeleşen elleriyle kırmızı, sarı yaprakları avuçlayıp havaya fırlatıyordu.
Fark ettiği bir şey vardı. Yüzüne çarpan sarı yapraklar, kaldırım yaprakları arasında yürümekten daha bir mutlu etmişti onu.

“Göze göz, dişe diş.”

Genç kız, çocukluğundan intikamını almıştı. Sessiz, kırılgan ve günahkâr olan çocukluğunu bir çırpıda öldürmüştü… Ölüm özgürlüğüydü…
Sessiz olan çocukluğu ondan geleceğini çalmış, kırılganlığı ona ulaşan sevgiyi uzaklaştırmış ve bunlar insanların gözünde onu günahkâr kılmıştı.

Ellerinde sahte bir kızıllık… Günahkâr çocuk ölü yıllar öncesinden…
Dünya dönmeyi unuttuğunda evvel zaman öncesinden, döngü devam etti ve bir çocuk öldü insanlığın kanlı ellerinde. Sessizdi, kırılgandı ve günahkârdı; bir kız çocuğu olduğundan. Sade bir törenle uğurlandı; kirliydi.

Genç kız, kaldırım yaprakları arasından çocukluğundan bir özür istiyordu.
Sessizce gömülüp gittiği için, kırılganlığına aldanarak incitilmeyeceğini sandığı için, daha ufacıkken günahkâr olduğu için çocukluğundan bir özür istiyordu haykırarak.

Genç kız kaldırım yaprakları arasında, dizlerindeki ölü kız çocuğunun siyah saçlarını okşadı.
“Sen de severdin kaldırım yapraklarını” diye mırıldandı. Ve özür diledi, siyah saçlı genç kız.

KALDIRIM YAPRAKLARI


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.